AŞIK YUSUF (Yusuf Başaran)

25.04.2013 15:07

ÂŞIK YUSUF 

(Yusuf BAŞARAN)

           Süleyman ÖZEROL Araştırmacı-Gazeteci 

          1316 (1900) yılında Ballıkaya’da doğmuştur. Babasının adı Mustafa, anasının adı Fatma’dır. Beş yaşında ailesi ile birlikte Sivas ili Kangal ilçesi Mamaş (Soğukpınar) köyüne göçtüğünde oradaki halk ozanlarına ilgi duyar. 10-12 yaşlarında iken Vahap Efendi, Kurt Veli, Aşık Süleyman ve Aşık Hasan’ın yanında bulunarak saz çalmayı öğrenir. 1924 yılında köyüne döner. Ancak, Mamaş’la bağını kesmez. Hatayi, Yemini, Fuzuli, Kul himmet, Dertli ve daha birçok halk ozanının deyişlerini çalıp söyler. Özellikle tekke müziği (deyiş-duvazimam) konusunda kendisini yetiştirir. Sivas ve Malatya’nın birçok köyünde İmam Dede (Şahin) ile zakirlik yapar. 1968 yılında İmam Dede ölünce büyük oğlu Mustafa Başaran ile 20 yıla yakın bir zaman birlikte zakirlik yaparlar.
          Gençliğinde şiirler yazdığını, bunları bir yere kaydetmediğinden unuttuğunu, daha çok saza önem verdiğini belirtir. Ballıkaya’da eski yerleşim yerindeki evinin duvarında her zaman iki üç saz asılı dururdu ve bunları genellikle kendisi yapardı. 12 perdeli bağlamayı kendine özgü bir biçimde seslendirirdi.
          İstanbul’da plak doldurma öyküsünü şöyle anlatır:
          “1938 sonbaharında Atatürk ölmüştü. İstanbul’da polislik yapan kardeşim Abidin’in yanına gittim. Abidin’le Almanların Odeon şirketine gittik. Gaziantepli Hasan Hüseyin ve bir de bayan vardı. Plak dolduracak ortamı hazırladılar. Sesi muma alıyorlardı. Hasan Hüseyin cura, ben bağlama çalacaktım. İlkin bayan söyledi, iki mum bozdu. Sıra ikimize geldi. Birlikte çalıp söyleyeceğiz. Çalmaya başladık, türküye geçmeden Alman yönetici cura sesinin ayrıksı çıktığını, uyum olmadığını söyledi. Ben ayrı olarak çalıp söyledim, dört deyişle iki plak doldurdum. Bana 50 lira ödediler. Plaklar çoğaltılıp dağıtım yapıldı. Yalnızca Odeon’a okumam için anlaşma yapmak istediler, kardeşim Abidin razı olmadı. Başka şirketlerin de olduğunu, daha fazla para verenlerin de çıkabileceğini söyledi. Derken savaş söylentileri başladı. Bir süre sonra köye döndüm. Bir daha da plak yapma girişimim olmadı.” (1)
          Ruhi Su, 1974 ve 1978 yıllarında Ballıkaya’da derlemeler yapar. “Semahlar” uzunçalarında yer alan semah deyişlerinin altısı ve sondaki dua (gülbank) Ballıkaya’dan derlenmiştir. Uzunçaların kapağında Ruhi Su’nun şu notu vardır:

          “Semahları derlerken bilgileri benden esirgemeyen Yusuf Dedeye, onun oğlu Mustafa Dedeye ve Malatya’nın Ballıkaya köyü erenlerine, Antalya’nın Akçainiş ve Tekke köyü erenlerine teşekkür etmeyi bir borç bilirim.”

          Geleneği sürdüren Mustafa Başaran’ın çocukları yetmişli yıllarda Ruhi Su-Dostlar Korosunda yer almışlar, en büyük oğlu Hüseyin Başaran’ın kaset ve kitap (şiir) çalışmaları olmuş, hala İstanbul’da etkinliklerini sürdürmektedir. Erkek ve kız çocuklarından birçok torunu da çalıp çağırmaktadır. Hekimhan İğdir köyünden Hacı Şahin, Başkavak Köyünden Murtaza Takmaz, Arguvan Halpuz (Dolaylı)’dan Muharrem Yazıcıoğlu ve daha birçok aşık, Aşık Yusuf’tan geleneği devralan ve onun izini süren aşıklardandır.
          Kışları Ankara ve İstanbul’da çocuklarının ve torunlarının yanında, diğer zamanlarını Ballıkaya’da geçirmekte olan Aşık Yusuf Başaran, 1994 yılında Ankara’da vefat etmiştir.
          Gelini Zehra Başaran (Mustafa Başaran’ın eşi), “Aşık Yusuf Heyikbaşı’nda çift sürerken bir ara öküzleri soluklanmaya koyar ve meşenin dibinde uykuya yatar. Uykusunda bir pir saz uzatır, bir seslenme ile uyanır” der. (2)

          Mezar yapım ustası da olan Aşık Yusuf Balıklaya ve çevresinde birçok yerde mezar yapmıştır. Hekimhan’ın Kozdere, İğdir, Çanakpınar, Köylüköyü, Arguvanın Karahöyük köyü…

__________________________

(1) Yaşamı ile ilgili bilgiler, 10 Temmuz 1991 tarihinde Ballıkaya’da kendisinden derlenmiştir.
(2) Zehra BAŞARAN, 29 Ağustos 2004
* Fotoğraf, torunu H. Hüseyin Kutlu’nun sayfasından alınmıştır.