Alöğ Dedenin Savaş Anılarından

09.07.2013 20:43

ALÖĞ DEDENİN SAVAŞ ANILARINDAN

Süleyman ÖZEROL

 

1309’da doğmuşum. Yedi erkek bir kız kardeşim vardı. Bugün benden başka hayatta kalan yoktur. Seferberliğe kadar köyde davar yaydım. Geçimimiz hayvancılık üzerineydi. 18-20 yaşlarındaydım. Bir gün jandarma bir kâğıt getirdi, muhtarın kapısına yapıştırdı. O kâğıda yafta derlerdi. Yaftada şunlar yazılıydı:

“Seferberlik ilan edilmiştir.

Çütçü mastasıynan, çoban deyneğiynen vatanı kurtarmaya gelsin!”

Büyük-küçük, eli tutan yola çıktık. Askerlik şubemiz Gümüş Madeni (Geban) idi. Şube bizi Harput’a yolladı, Erzurum’a sevk olunduk. Rus harbine katıldık. Çok zorluklarla karşılaştık. Kıştı, kıyamattı. Yer iz tanımıyorduk. Fırsatını bulup kaçtım. Sekiz ay Çörmeğe köyünde kaldım, köye döndüm. Muhtarın ihbarı üzerine benim gibi birkaç kişiyi de alarak götürdüler. Kaçmasaydık belki de Enver Paşanın askerleri gibi soğuktan kırılacaktık. Kış çok şiddetliydi o zamanlar...

Bu kez Hasankalesi’nden kaçtık. Üç ay Şotik’te çobanlık ettim. Köye geldikten sonra da gönüllü yazıldım. İki yıl hayvanlara demirbaşlık ettim. Köylerdeki ambarlardan merkezle İzollu Hanına erzak çektim. Oradan Erzurum Cephesine katırlarla götürürlerdi. İki kez de Akçadağ’daki ambarlara erzak taşıdım. Oradan da yine katırlarla Maraş-Antep cephelerine götürürlerdi.

1921-1922 yıllarında Mustafa Kemal Paşa asker topladığında Yunan cephesindeydim. 1922’de Yunanlılarla bir hayli savaştık. Bir keresinde tellerle bizi muhasara altına almışlardı, gece makasla telleri keserek çemberi kırdık. Süngü hücumuna geçerek öyle savaştık. Dumlupınar’da, Kızlarkalesi’nde, Tınaztepe’de ve Sandıklı’da saldırılarımızla taburları bozguna uğrattık. Albay İbrahim Hüsnü Ethem komutanımızdı. Fırka komutanı da Refik beydi. İsmail Hakkı Bey topaldı. Savaşa giderken yerine Zühle’yi (?) verdiler. Takım komutanımız Ahmet Çavuş Sandıklı’dandı.

Atatürk’ün komutu ile onun komutasında Yunan’ı denize döktük, attık yurttan.

Atatürk’ü de birkaç kez gördüm. Konuşmadım emme cephede gördüm. Cesaretli ve çok disiplinli biriydi... (*)


(*) Ali Çelik’ten 1981 yılında oğlu Mehmet Çelik’in Malatya’daki evinde derlendi.