BALLIKAYA KÖYÜ/ Ekonomik Yapı

24.04.2013 03:27

 

 

Ballıkaya Köyü-Ekonomik Yapı


Süleyman ÖZEROL

 

Halkın geçim kaynakları başta toprağa dayalı işler ve hayvancılıktır. Toprağı olmayan aile yoktur. Kendi yağıyla kavrulan, az da olsa ürünlerini pazarlamaya çalışan Ballıkaya’nın çok zengini olmadığı gibi çok fakiri da yoktur. Ekonomik denge yıllar yılı bozulmamıştır.

1. Toprağa Dayalı İşler:

a) Meyvecilik: Ballıkaya’da meyve deyince kayısı akla gelir. Kayısının dışında kerestesi ya da meyvesi açısından önem kazanan ceviz; pekmez, pestil ve kurusu yapılan dut, yeni türleri denenen elma ve armut, vişnenin yerini almaya aday kiraz, bol türü olan erik/kara erik diğer önemli meyvelerdir. Az da olsa ayva ve fındık ağaçları bulunur.

Kayısı ya da hiçbir şey!

Ballıkaya’da kayısıya neredeyse tek gelir kaynağı gözüyle bakılmakta. İlk kayısı bahçelerinin 1941 yılında dikildiği söylenir. Son yıllarda sulama suyunun azalmasına karşın büyük ölçüde kayısı alanları açılmış, nerede bir su kaynağı görülse önüne küçücük de olsa bir havuz yapılarak kayısı yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Kayısı, kükürtleme yöntemi ve kabuğu güneşte kurutularak değerlendirilir. Kurutulmuş kabuğa “çir” adı verilir. Elma ve armut da dilimlendikten sonra kurutulur. Bunların kurusuna da “kak” adı verilir. Erik, vişne ve kiraz da çekirdeği ile birlikte kurutulur. Tüm meyve kurutmalarından hoşaf yapılır. Adı geçen tüm meyvelerin reçelleri de yapılarak değerlendirilir. Pazar ürünü olarak da kayısı başta gelir. Az da olsa kayısı, elma ve armut taze olarak pazarlanır.

b) Sebzecilik: Her aile kendine yeter derecede salatalık, domates, biber, kabak, soğan, patates, patlıcan gibi sebzeleri ekip dikmekte ve yetiştirmektedir. Sebzeler daha çok kurutmalık olarak kışa saklanır, domates salçası yapılır. Pazar ürünü olarak sebze yetiştiren yoktur.

c) Tarla Tarımı (Tahıllar, Baklagiller ve Öteki Bitkiler): Ekilebilir sulu arazilerin kayısı bahçesi yapılması nedeniyle tahıllar susuz arazilere ekilir olmuştur. Bu araziler genellikle meyilli, taşlık ve kayalık olduğundan öküzlerle sürülen karasaban yetersiz kalmakta, traktör de her yerde çalışamamaktadır. Yavaş yavaş öküzün yerini at almaya başlamış olup iki evde traktör bulunmaktadır. Tohum elle saçılmakta, gübre usulüne göre kullanılmadığından, tarlalar uygun olmadığından, ilaçlama ve bakım yeteri kadar yapılmadığından, ancak ortalama bire dört verim alınabilmektedir. Bu oran nohutta ancak bire iki olur. 15 yıl öncesine kadar sulu tarlalara köcek yöntemi ile buğday üretilirdi. Sonbaharda ekilen ekin yeşerdikten sonra üzerine düşen kar onu korur, baharda da beslerdi. Buğdayın sonbahardan çimlenmiş haline köcek denirdi. O zaman verim daha yüksekti. Bugün ise buğday daha çok samanı için ekilir. Nohut ekimine yönelme olmasına karşın ondan da gereken verim alınamamıştır. Mercimek az da olsa ekilir. Traktörün girmediği yıllarda öküzlerin temel yemi küşne ve fiğ ise artık unutulmuştur. Ekin tarlalarının kenarından ya da bahçelerden biçilen otlar burma adı verilen özel bir yöntemle kış için kurutularak hazırlanır. Ekinlerin tanelenmeye başlaması, firik olması verim durumunu da belirler. Olgunlaşan ekinler orakla biçilir. Az da olsa tırpan kullanılır. Biçilen ekinler şahra adı verilen karşılıklı birbirine geçmiş çifte merdiven biçimindeki bir düzenekle harmana taşınır. Son yıllarda ekinler traktör ile taşınmaktadır. Döven sürme, dirgen ile toplama karıştırma, yaba ile savurma yerini patoza bırakmıştır. Mercimek ve nohut dövenle sürülerek harman kaldırılır. Neredeyse bunlar da terk edilmektedir. Karpuz ve kavun ekenler azdır. Bostanların kenarlarına mısır ve süpürgelik ekilmektedir. Pancar da bostanların içine ekilmekte olup sayılıdır. Sanayi bitkilerinin üretimi yapılmamaktadır.

2. Hayvancılık:

1987 yılında yeni konutlarına yerleşen Ballıkaya halkı küçükbaş hayvan sayısını iyice azaltmış, 1989 yılında sadece birkaç evde birkaç koyun kalmıştır. Keçi ise ta 1970 yılında halkın gönüllü orman yetiştirme düşüncesiyle kaldırılmıştı. Hemen her evde inek, az sayıda at ve katır beslenmektedir. Kümes hayvanı olarak yalnızca tavuk yetiştirilir. Hemen her evde birkaç tavuk bulunur. Arıcılık yaygınlaşmamıştır. Birkaç evde birkaç kovan vardır.

 

1985 ve 2005 Yıllarında Hayvan Sayısı

 

Yıllar

1985

2005

At

13

2

Eşek

52

7

Katır

7

-

Sığır

300

44

Koyun

582

-

Keçi

8

-

 

 3. Ormancılık:


Bitki örtüsü bölümünde orman yapısından söz edildi. Ormandan yararlanma, odun ve yaprak kesilerek yapılmaktadır. Budanan meşe yaprakları yaş olarak yığın yapılır ve kışın hayvan yemi olarak, çalısı ise yakacak olarak kullanılır. Kerestecilik açısından yararlanma olmaz. Ballıkaya ve yöresinde ormanı koruma uğruna 1970 yılında keçi yetiştiriciliğinden vazgeçilmiş, tarlaların birçoğu da tapulamada orman arazisi sayılmıştır. Bahçelerin içinde bulunan meşelere dokunulmamıştır. Son yıllarda gençleştirme kesimi yapılmakta, kesilen meşelerden ise mangal kömürü yapılmaktadır.

4. Sanayi, Küçük İşletmeler ve Zanaatlar:

Eskiden çuval, kilim, heybe, palaz gibi ihtiyaçları halk kendileri dokurken bugün hazır satın alınmaktadır. Çünkü hem yün-kıl bulunmuyor hem de işin sanatı ile uğraşan yok. Kışlık yün çorap ve eldiven örülür ve daha çok da orlon kullanılır. Gelişmiş el sanatları ve bunlarla ilgili pazarlama olmadığı gibi atölye, değirmen gibi işletmeler de yoktur. İmam Şahin tarafından yapılan ve işletilen iki değirmen onun ölümünden sonra kapanmıştır (1968). Marangoz, demirci, taş işçisi, duvar ustalığı, çeşitli aletlerin onarımı konularında Hasan Özerol başta gelir. Ayrıca Hasan Uçar ve İbrahim Erol da bu ve benzeri işlerle uğraşırlar. Usta Süleyman (Şahin), Murtaza Arı, Hasan Köse ustalık yapmış Ballıkayalılardır. Aşık Yusuf Başaran, Murtaza Arı, Hasan Özerol mezar yapım ustası olarak da bilinir.

5. Ticaret:

Köyde pazar kurulmadığı gibi pazaryeri de yoktur. Cuma günleri Hekimhan ilçesinin pazarı olması, pazartesi gününün de hafta başı olması nedeniyle oraya alışverişe gidilir. Pazara daha çok büyükbaş hayvan götürülür. Ayrıca gezici alıcılar (Bunlara celep, tacir adları verilir) özellikle ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde gelerek hayvan, kayısı, nohut, armut gibi üretim maddelerini alırlar. Köyde hayvan alım satımı ile ilgilenen birkaç kişi vardır. İhtiyaçlar köyde bulunan üç bakkal ile Hekimhan, Malatya ve Arguvan işyerlerinden karşılanır. Özellikle kış hazırlıkları döneminde ellerindeki üretim mallarını satarak parası ile alışverişlerini yaparlar. Ziraat Bankasından aldıkları tarım kredilerinin büyük bölümünü ilaç, gübre, tarla-bahçe-hayvan bakımı ve benzeri borçları ödenir. Büyük kredi alan yoktur. 1968 yılında kurulan Ballıkaya Köyü Kalkınma Kooperatifi “bakkallık” işi ile uğraşmış, 1976 yılında kapanmıştır. Hayvan yemi ve arpa alımı yapılarak halka ucuza satılmaya çalışılmış, başka önemli etkinliği olmamıştır.

6. Madenler:

Köyün çeşitli yerlerinde linyit kömürüne rastlanmış; tarla ve bahçelerin altında olması, ağır işçilik koşullarını gerektirmesi nedenleri ile “emeği korutmaz” denilerek işletmeye açılmamıştır. Köyün batı çıkışında bulunan Gölündere yöresinde yol üzerinde, dere kenarında az kaynaklı ve işletmeye elverişli olmayan kükürt sızıntıları vardır. İşlenen maden olmadığı gibi bu işlerle uğraşanlar da yoktur.

7. Enerji:

Yakıt olarak odun-çalı kullanılmaktadır. Tezek önceleri yakılırken bugün gübre olarak kullanılmaktadır. Birkaç ev kömür almaktadır. Yeni evlere taşınıldıktan sonra evlerde güneş enerjisi sistemleri kurulmuştur. 1987 Ağustosundan buyana elektrik enerjisi kullanılmaktadır.

8. Ulaşım-Haberleşme:

Önce: Bağlı bulunduğu Hekimhan ilçesi ile Arguvan ilçesi arasında orta noktada bulunan Ballıkaya’nın her iki ilçe ile de bağlantıları zayıftır. Yaklaşık 40 kilometrelik ham yol, bahar sonundan ekim ayına kadar açık olur, kışın kapanır. Malatya-Hekimhan yoluna 25 kilometre uzaklıktaki Badın Düzü’ne ulaşan yol da kışın işlerliğini yitirir. Yollardaki dereler üzerinde köprü ve menfez olmadığı gibi yollar stabilizedir. Şimdi: Hekimhan yolu üzerindeki Bağırsak Deresi köprüsü çevre köylerin ortaklığı ile yapılmış, Arguvan tarafındaki Uludere-Avşar Çayı üzerinde ise köprü bulunmamaktadır. 1990 yazında Hekimhan-Arguvan arası yol genişletme çalışmaları yapılmış, 1998 yılında ise asfaltlanmış; köprüler de yapılmıştır. Bir Fiat otobüs çalışmaktadır. Doğal taşıtlar at, eşek, katırlardır. Bunlarla Hekimhan’a ve Arguvan’a gidip gelinir. 1929 yılında yapılmış olan jandarma karakolu ile birlikte Ballıkaya halkı telefonla tanışmış, zaman zaman acil durumlarda karakolun telefonunu kullanmıştır. 1985 yılında telsiz telefon kurularak acentelik verilmiş, daha sonra her eve telefon bağlanmıştır. Ballıkaya telefon santraline Mıroğlar ve Çeki mezrası ile birlikte Başkavak ve İğdir köyleri de bağlıdır.

===================================================

               13 Şubat 2008 tarihli İNCE DÜŞÜNCELER’den aktarılmıştır.