İMAM DEDE (İmam Şahin)

16.05.2013 20:21

İMAM DEDE (İmam ŞAHİN)

Süleyman ÖZEROL

1317 (1901) yılında Ballıkaya’da doğan İmam Şahin, Ballıkaya ve çevresinde İmam Dede adıyla anılmakta ve tanınmaktadır. Babasının adı Hasan, anasının adı Fatma’dır. Torunu Yüksel Şahin, “Babam, dedesinin mezarının Sun köyünde olduğunu, ‘Hasan Baba’ adıyla anıldığını söylerdi” der.
Sun köyünde Hasan Baba diye bir ziyaret olup olmadığını sorduğumda, bana yolun kenarında ve çeşmeye de yakın olan Kara Baba türbesini gösterip bu söylenceyi anlatmışlardı. Aynı söylence İmam Dedenin kardeşi oğlu Hüseyin Şahin tarafından da anlatıldı.

“Hasan Baba, yağmurlu bir günde Elazığ’ın Sun köyüne varır. Kimse kendisini konuk etmeyince bir peğe girip duvarın dibine yatar. Ertesi gün varırlar ki onca yağan yağmurda hiç ıslanmamış ve oracıkta yatıyor. Öldüğünün anladıklarında oraya defnediyorlar. Bir zaman sonra türbesini de yapıyorlar. Üzerine yağmur yağmayışı ve kara sakallı oluşu nedeniyle evliya olarak kabul edip, Kara Baba adını veriyorlar.”

Cura ve bağlama çalar, dede/zakir olarak özellikle Sivas köylerine ve başka şehirlere gider, bir yandan da çiftçilik, değirmencilik ve duvar ustalığı ile uğraşırdı.
İmam Dedenin yaşamı, Ruhsati’nin yaşamı ile benzerlik gösterir. Ruhsati gibi hem değirmencilik, hem de duvar ustalığı yapardı. Bu zanaatları Deli Cüme (Deli Cuma)’den öğrenmiştir. Deli Cuma, gittiği Sivas’ın doğanlar köyünde 1288 yılında evlenir. İki oğlu olur, adlarını Hasan ve Hüseyin koyar. 1303’de köye döner. Eşi ölür ve 1308’de Gürcü adlı bir kadınla evlenir. İmam Dedenin abisi Usta Süleyman’ın hanımı Senem, Gürcü’nün kızıdır. Taş ve ağaçla ilgili el taşı, loğ, soku, mezar taşı, duvarcılık, marangozluk gibi konularda usta olan Deli Cuma, bunları Sivas’ta bulunduğu dönemlerde bir Ermeni’den öğrenmiştir.20

İmam Dedenin 1968 yılında ölümünün ardından yaptığı iki değirmen de harap olmuş, aşılık yöresinin kırmızı ve sarı taşlarından yaptığı konağı ise 1987 yılında Ballıkaya’nın yeni yerleşim yerine taşınmasından sonra yıkılarak taşları başka köye (İğdir’e) satılmıştır. İmam Dede ile birlikte duvar ustalığı yapan Hasan Özerol bu zanaatı sürdürmüştür.

Ruhsati’nin “Seher yeli dost köyüne uğrarsan”, “Bir arzı hal yazdım şahlar şahına”, “Toplanıp toplanıp gelmen yanıma” gibi deyişlerini sık sık okurdu. Usta mallı deyişleri özgün biçimi ile çalan ve söyleyen İmam Dede bu yönüyle Ballıkaya ve çevresinde farklı bir saz aşığıydı. Ruhsati’nin yanında Pir Sultan, Aşık Veli, Dertli, Agahi, Kul Himmet gibi ozanların deyişlerini özgün biçimde, bazılarını “mersiye” tarzına yakın, yüksek sesle çalıp söylerdi. Bu söyleyiş biçimine yörede “yüksek hava” adı verilir. Bu, bozlak-mersiye karışımı bir okuma biçimi olup, daha çok karma usullü bir söyleyiştir. Buna örnek olarak Ruhsati’nini yukarıdaki örnekleri yanında, “Bir yavru yolladım gurbet ellere-Amanatı sana Bozatlı Hızır” (Pir Sultan) deyişini de örnek olarak verebiliriz. Deyiş, seksenli yıllarda Yazıhan’ın Fethiye köyünden Derdiyok Ali (Ali Ekber Aydoğan) tarafından kasete okunmuş, daha sonra da Yavuz Top seslendirmiştir.

Bir zamanlar birlikte zakirlik yaptığı Aşık Yusuf ile birlikte Hekimhan İğdir köyünden Hacı Şahin, Başkavak köyünden Murtaza Takmaz, Arguvan Dolaylı köyünden Muharrem Yazıcıoğlu, Aşağı Sülmenli Köyünden Kamber Bayram, Yazıhan Bereketli köyünden Celal Özkan gibi aşıkları etkilemişler, saza yönelmelerini, çalıp çağırmalarını sağlamışlardır. Bunlar, günümüzde geleneği sürdürenlerin başında gelirler.
Sivas yöresinde tamamını doldurduğu bir kasetinin İğdir köyü halkından Mustafa İğdir’de bulunduğu söylenmektedir. Çabalarımıza karşın kaset elimize geçmedi. Yalnızca, ölümünden birkaç yıl önce (1966 olmalı) bir sünnet düğününde kaydedilen, Almanya’dan getirilmiş makara kasette birkaç deyiş söylemiş. Bunlar da Ruhsati, Âşık Veli ve Pir Sultan’a ait deyişlerdir.
En verimli çağında aramızdan ayrılan İmam Dedenin, yüksek sesi ve etkili söyleyişi Ballıkaya ve çevresinde hala anılmakta. Onun gibi söylemeye çalışanlar bunu başaramıyorlar. Ne yazık ki o, Ahmet Kutsi Tecer ya da Ruhi Su gibi birisine rastlamamıştı.

Fotoğraf: Nurullah EROL
İmam Dede'nin kendi yaptığı ve şu anda olmayan evidir.