"Yenilenen Köy Ballıkaya" Kitap Çalışmamızda Geçen ve Ballıkaya’da Kullanılan Atasözleri, Deyimler, Söz Grupları ve Kalıp Sözlerden Birkaç Örnek

28.01.2016 11:29

"Yenilenen Köy Ballıkaya" Kitap Çalışmamızda Geçen ve Ballıkaya’da Kullanılan Atasözleri, Deyimler, Söz Grupları ve Kalıp Sözlerden Birkaç Örnek (A-B)

 

“Allah Allah” demek: Allahın adını anarak dua etmek.

Abdulvahap: Battalgazi zamanında yaşamış, mezarı Elazığ-Baskil ilçesinin Kale köyünde bulunan bir evliya olduğuna inanılır.

Adak: Kurban.

Adamı adama çarpmak: İnsanları birbirne düşürmek, fesat çıkarmak.

Ağırlık basması: “Al basması” deyimi ile eşanlamda kullanılır.

Ağıt yakmak: Ölenin adını ve geçmişini konu edinen türküler söylemek.

Ağıt: Ölülerin arkasından okunan acıklı türküler.

Ağıtçı(lar): Ağıt söyleyenler.

Ağzının tapına gelmek: Karşısına gelmek.

Ahmın: Sığır gübresi.

Al basması: Al, görünmeyen bir varlık (ruh gibi) olarak kabul edilir. Yeni doğum yapmış kadının ve çocuğun boynunu sıkarak boğacağına inanılır. Bu durum “al basması”olarak adlandırılır. “Ağırlık bastı” deyimi de kullanılır.

Al karısı: Al’ın uzun saçlı ve ciğer yiyen kadın biçiminde betimlemesi yapılır.

Al ocağı: Alın kötülüklerine karşı belli bir evden olanlar.

Alaf: Hayvan yemi.

Aleycik: Küçük çardak.

Alıç: Kırsal alanda yetişen, çok çekirdekli bir yabani meyve.

Ali Seydi: Ali Seydi Sultan, Kızıldeli adlarıyla anılan pir, evliya.

Allah belamı vere: Kötü bir durumla karşılaşmasını dilemek.

Allah daha da vere: Bereket , bolluk dilemek.

Allah güldürmeye: Hep belalarla, acılarla, felaketlerle karşılaşmasını istemek.

Allah her tuttuğunu altın ede: Her işte başarılı olmasını, verimliliğini istemek.

Allah saklaya, bekleye: Başına olumsuz-kötü bir iş gelmemesini istemek.

Allah yardımcın ola: İşlerinin kolaylıkla olmasını istemek.

Allah yolda komaya: İşinin yolunda gitmesini istemek.

Allah zirinkil etmeye: Yoksul, hastalıklı, perişan duruma düşmesini istememek.

Allah zirinkillik vermeye: Yoksul, hastalıklı, perişan duruma düşmesini istememek.

Allah’ın kılıcına rasgele: Ölmesini istemek.

Allahın binasını yıkmak: “Çocuk düşürme” ya da kürtaj” olayı için söylenir. “Tanrı, kendini insan suretinde tecelli ettirmiştir” düşüncesi çerçevesinde insan, “Allahın Binası” olarak kabul edilir.

Allahın emrini  anmak: Kız istemede kız babasına, “Allah’ın emri, peygamberin kavli kararı, şahitlerin şahadeti, Türkiye cumhuriyeti kanunlarının hükümleri, tarafların kendi rızaları ile, mezhebimiz İmam-ı Cafer Sadık Mezhebi üzere ... kızı ....’yı .... oğlu ...’ya verdin mi?” denir. O da “verdim” der. Üç kez yinelenir, oğlan babasına da üç kez “aldın mı” yinelettirilir. Böylece kız isteme töreni gerçekleşmiş olur. Bu törene “Allahın Emrini Anmak” denir.

Amel: Bir kimsenin dinin buyruklarını yerine getirmek için yaptıkları.

Ana keteni: Gelinin annesine “anne hakkı” olarak verilen  düğün bahşişi.

Anacına çıkmak: Karşısına gelmek.

Anık: Kekik, baharatlı bir dağ bitkisi.

Anik: “Anam” söczüğünün değişik bir kullanımı.

Ara kesme: Sekmeç oyununda dizilerek sekenlerin arasından geçme.

Arapgir tiresi: Varlıklı olanlar Arapgir tiresinden işlik (gömlek) giyerlerdi.

Ardı gele: Ailesinde çok ölüm olmasını istemek.

Argaç: Dokuma ipi.

Asa: Dervişlerin güç işleri başarmak için kullandıkları değnek.

Asbap : Esvap, giysi.

Aşağı yeli: Güneyden esen rüzgar.

Aşık: Davarların diz eklemlerinden çıkarılan kemik ve bununla oynanan oyun.

Aşyerime: Hamile kadınların özellikle ekşi-tatlı  yiyecekler sitemesi.

Atını bana ver de sen yayan yürü: Hakkından vazgeçmesini, hakkını devretmesini istemek.

Avara: Eylemsiz, iş yapmadan.

Ayakyolu: Tuvalet.

Ayan etmek: Açıklamak

Ayan olmak: İçine doğmak. Olacakları önceden sezmek.

Ayyarlık: Boş gezmek, boş işlerle uğraşmak.

Azı: Geme almak, hızlandırmak.

Baba damı: Cem yapılan ev.

Baba: Mürşitlik aşamasına erişmiş derviş.

Bağ damı: Bahçe ve bağlardaki yazlık ev.

Bahçe açmak: Bahçe kurmak.

Bakıma baktırmak: Fala baktırmak. 

Bakıtmak: İz bırakmak.

Baldız yüzüğü: Düğünde baldıza verilen armağan.

Bana kel diyenin kulaç kulaç saçı olmalı:

Barık: Yer adı.

Baş bağlama: Kına töreni.

Baş gövdenin yarısıdır:

Baş taşı: Mezarın baştan yanına konan taş.

Baş: Kadınların başlarına vurundukları başlık.

Başcıl: Halaylarda baştan tutap, oyunu yönlendiren kişi.

Baş gövdenin yarısıdır:

Başı hakkı için: Ölmüş büyüklere saygı ifadesi olarak söylenir.

Bayah: Biraz önce.

Bayrak duası: Düğün başlangıcında bayrak getirilerek, “Sancağın altında mutlu yaşasınlar” diye dua edilir. Buna bayrak duası denir.       

Bayrak ekmeği: Bayrak duasının ardından yapılan ilk düğün yemeği.

Bayrak kaçırma: Bayraktardan bahşiş almak amacıyla bayrağın dikili/asılı durduğu yerden kaçırılması.

Bekir: Bektaş adlı olanların bazılarına edilen hitap.

Belleme: 1.Öğrenme. 2. Binek hayvanlarının sırtına atılan çul ve benzeri örtü.

Bellicek: Belli olan, tanınan.

Beseği: Kırağı.

Beşik kertmesi: Çocukların, daha beşikteyken evlenmelerine karar verilmesi.

Beşler: Ehlibeyt;  Hz. Muhammet, Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin.

Beyan etmek: Duyurmak.

Biçik: Kayaların arasında, sarp yerde otlak yeri.

Bilbil(ülbük): Gıradın on altıda biri.

Binbirler: Evliyalar

Boğuşuruk yırtmazık, güreşirik yıkmazık: Birbirimizi incitmez, aşağılamaz, onurunu kırmayız.

Bohça açmak: Çeyiz hazırlamak.

Bok çömçesi: Her yönüyle tutarsız, kişiliksiz, beceriksiz.

Boş hafta: Şubatın ilk haftası. Avara da denir.

Boyacı Karabet: Arapkirli Ermeni; ip boyama ustası.

Boyraz: Batıdan esen rüzgar.

Boyunduruk: Çift sürerken öküzlerin boynuna konulan ağaç düzenek.

Bozatlı Hızır yetişe: Yardımcılarının olmasını istemek.

Bozatlı: Bozatlı Hızır; Hızır’ın bir unvanı.

Böğür: Bağır, göğüs kafesi.

Börk: Annenin ya da yakınlardan birinin yaptığı, çocukların başına takılan kumaş başlık. 1.5-2 yaşlarına kadar börk kullanılır.

Bu bir uzun kavak gölgesidir, bir gün sana da döner:

Buğez: Bu kez.

Burma: Otların bükülerek taşınabilir biçimde sarmalanması.

Burnu sulu: Sümüklü.

Büyük hayvan: Büyükbaş hayvan. Öküz, at, katır…

Büyük yer: Yüksek makam, saygı duyulan yer.