2010-2011 WORD PRES ARŞİV

 Köylü Köyü Derneğinin Abdal Musa Cemini Kamber Kutlu Yürütecek

Posted on 11 Mart 2010  by 

Ballıkaya Köyünde Abdal Musa Kurbanı ve Cemi Yapıldı

  Posted on 27 Ekim 2010 by 

 

Süleyman ÖZEROL /Araştırmacı-Gazeteci

 

Ballıkaya köyünde Abdal Musa Kurbanı yapılmaya karar verildi ve 1 Ekim 2010 günü Döndü Uçar, Elif    Öztürk, Hayriye Çalır, İnsaf Güner, Mehri Kutlu, Rukiye Öztürk, Tamam Özerol tarafından tuz, un, bulgur, yağ,  para, İmam çelik tarafından da yakacak toplandı.

 2 Ekim 2010 günü Mustafa Öztürk Hacı Öztürk Abbas Koç Merdan Çelik Musa Arı Yusuf Öztürk 4 kurbanı  kesip hazırladılar, kadınlar ise ekmek yaptılar.

3 Ekim 2010 günü öğlen sıralarlında Karadirek’te etli pilav hazırlandı. Herkese her eve dağıtıldı. İğdir  Başkavak, Salıcık köylerinden ve Mıroğlar mezramızdan da gelenler oldu. Gelenlere etli pilav ikram edildi.

Hasançelebi Belediye Başkanı M. Şerif Yıldırım ile Fethiye Belediye Başkanı Habip Yücel de kurbanda  bulundular.

Akşam Karadirek’te cem yapıldı.

Ali Yalçın ve Ali koç’un Duaları, Hüseyin Başaran ve Hacı Şahin’in zakirliği, Mahmut Öztürk’ün gözcülüğü ile yapılan cem başlamadan önce Mahmut Öztürk, Süleyman Özerol ve Hüseyin Başaran Abdal Musa hakkında bilgi verdiler.

Sofulardan Hüseyin Şahin, Ali Yalçın Mahmut Öztürk bacılardan Elif Öztürk, Zeynep Çelik Döndü Uçar Zehra Mutlu semah döndüler. Deyişler ve tevhitlerle cem birlendi.

_________________________________________________

Malatya-Hekimhan Ballıkaya Köyünden “Abdal Musa” Ve “Abdal Musa Kurbanı” İle İlgili Derlemeleryazımı, “Abdal Musa Geleneği” ana başlığı altında www.malatyahaber.com sitesinden okuyabilirsiniz.

Meğer Gönül Sevdiğini Arzularmış…

Posted on 02 Şubat 2011  by  

Ali ERCAN

Uzun yıllardır gidemediğim ama hasretini içten içe yüreğimin orta yerinde hissettiğim uçsuz bucaksız, her tarafı yeşil diyara bürünen köyüm; Ballikaya köyü…

Benim geçmişte yaşadıklarım ve yaşananlarıyla birer anılar yumağına dönüşen; şu an dünyanın dört bir tarafinda yaşayan canlarımızın belleklerinde de yaşıyor… Onları birer gölgeleri gibi Mezirme’nin kucağına düşünceye kadar da takip edecek.

Her metrekaresine ayak basmasak, gezmesek bile Darıderesini, Alaçayır Yaylasını, Kusbohunu, Eşekler Meydanını, Pir Sultan düzlüğünü, Ballıkaya Yaylasını, şimdilerde balı akmayan Ballıkaya’sını, mağaralarını, ikiağızlıyı, Yusuf Ağanın gölünü, Sivrice tepesini, bahçesinde davula tokmak vurduğum Delikbaşını, Gamışlıgölü, Ekmekyemez de Kapıgranın gölünü, bir zamanlar heybetiyle salınmış kavaklarıyla Garacapuğarı, Ecedamlarını, Karabayırı, Ağtarlaları, Çatağın, Goğuzların, Değirmenöğlerinin; yaşanılmış yeşile bürünmüş bahçelerini, Ege’nin puğarından içilen suları, rahmetli babam Hüseyin Ercan’ın yeşerttiği ve büyük ablam Sevgi Özerol’un emek verdiği on üç kök kaysısıyla Sarallıkları, Ağılın önünü, Öğeceyi, Mercenpuğarını kim unutabilir ki?

Herbir kullanılabilir rengarenk taşları, mertekleri yeni köye taşınıp kullanılan; yaşanmışlıklarıyla, yitikleriyle kalan harabeye dönmüş ama eski demeye dilim varmayan Mezirme’yi, okulunu, hocalarını, öğrencilik yıllarını, Jandarma Karakolunu, dertlere deva olmuş Şah İbrahim Veli Tekkesi Karadireği, yolundan geçenlerin soluklanıp da su içtikleri Agpuğari, Keramet Ehli Ermiş Vayloğ Dede ile kaynar kazana elini daldırıp da karıştıran Divane Abidin Dede’yi ve bacısı Satı Özerol’un (Dıdı Bibi) birarada bulunduğu eski türbeyi, Mezirme’nin kucağında yatan yitikleriyle mezarlığı, Çukuru, Göcet deresinin ihtişamını, tüm heybetiyle köyün karşısında duran Çeki Baba’yı, çok eskilerde yolunu Ağbayırlarda gözlediğimiz doc minübüs ile otobüsü beklerken toplaşıp da oyunlar oynanan Kösharmanı’nı, sağlık ocağını, Osmanların kuşatmasındaki Masereyi, Yazır Ovasını, Başpuğarı aşıp giden Ağbayırı, Aşılığı, Bozarmıdı, Ulupuğarı hafizalardan silebilmek mümkün mü?

Üç tarafiyla değişik zamanlarda tozuna, sıcağına aldırmadan yolculuk ettiğimiz; bir tarafı igdir, bağırsak çayı, Salıcık köyünü takiben Hekimhan yolu; bir tarafi Başkavak (Mihail), Palaz, Yağca köyü boyunca giden yol; diğeriyse Kösharmanı’nı , modern Ballıkaya’yı, Masereyi, Yazırı, Başpuğarı göz ucuyla bir daha ne zaman geliriz düşüncesiyle kayalıkları ve köyü süzerken Ağbayırı aşıp giden, Aşılığı, Bozarmıdı, Çeki mezrasını, Alaçayır yaylasını, Ulupuğarı, Muroğları, Gusuyu, Cavuşu, Urunun Düzüyle birleşen tozuyla, amanıyla Arguvan, Yazıhan, Malatya yolu…

Ne hasretlikler, ne hüzünler, ne sevinçler yaşandı doyasıya?Kimler gurbetin hançeresini yüreğine saplayarak ayrıldı ? Ya yoksulluklarını, dertlerini, isyanlarını, onurlu ve dirençli mücadelelerini haykırarak, yüreğinin orta yerine korlar düşmüş sevdalarını, hasretliklerini geride bırakarak gidenlere ne demeli?Rahmetli muhabbet aşığı, açar da şarabın tıpasını durur mu? “Yıkıl Ballıkaya yıkıl ama üstüme gelme” diye Kösharmanı’nda haykıran Sırrı Fırat abimize ne demeli?

 

Yazan kervanına katılan gönül

Manasız sözleri yazma ha yazma

Herkesi sev ve kendin de sevil

Sevgiden, saygıdan azma ha azma

 

Şu an elimde, bu dörtlüklerin olduğu Babamın Şiirleri adlı çok değerli bir kitap bulunuyor. Malatya 2009 basım tarihi…

 

Öncelikle yüreği sevgi dolu, ikinci babam diyebileceğim Usta Hasan Özerol u, şiirlerinin düzenlenmesi, yayımlanmasi için çaba sarfeden, emek veren oğlu Araştırmacı-Gazeteci, Yazar, Fotoğrafçı, Sanatçı, Emekli Öğretmen Süleyman Özerol’u; manevi ve maddi katkılarından dolayı Hollanda Twente Üniversitesi Araştırma Görevlisi, torunu Gül Özerol’u canı yürekten tebrik ediyorum…

Usta Hasan Emmi, askerlik yıllarından itibaren yazdıgı şiirlerinde yaşadığı amansız dertleri, yoksullukları, sıkıntıları anlatmakla birlikte inanin ki bizlerinde yaşanılmışlıklarını anlatmaktadır… Hafizalarınızı yeniden yoklamak, anılar yumağınızı birer top çileler haline getirmek isterseniz “tozlanmamış” kitap raflarınıza ekleyin…Geçmişinizi, atalarınızı,“Umutlar Cerağı Yakan Ballıkaya”yı unutmadıysanız , “Güneş Mezirme’ den Doğar” düşüncesine ve inanışına sahipseniz her dörtlüğündeki kelimelerde ayrı bir anlam, apayrı bir haz duyacaksınız… Yaşanılmışlıklarınız an be an birer film karesi gibi gözlerinizin önüne gelecek…

 

Yüreğine, emeğine, dimağına sağlık Usta Hasan Emmi! Bizleri uzun ve soluklu bir Mezirme-Ballıkaya yolunda yalnız bırakmadığın için…Sevgi ve Saygı ile bütün canlarımızı kucaklıyorum.. 

Yolunuz günyolu, aydınlık olsun…

 

Fani Özerol der bu dünya fani

Gün gelir toprağa düşerse teni

Kaybolur ortadan o güzel cani

Sanki dersin o bir hayale benzer

 

Sevgi, saygı, muhabbetle

 

Almanya/Ennepetal, 17.07.2010 /Düzenleme: Mezirme, 01.10.2010

 

çilingir on  23 Aralık 2011, 10:22  : Siteyi çok beğendiğimi içtenlikle belirtmek isterim. Sitenizi takip listeme alıyorum. Teşekkür ederim. Serhat Çilingir skype: cilingir6,466959E+10

incedusunceler on  23 Aralık 2011, 10:52 :  Merhaba, İlginiz için teşekkürler… Çeşitli alanlardaki bloglarımı bir çatı altında topladım.

http://benbirsitus.webnode.com.tr/

Selamlar…

 

"GARA GAZAN GAYNEY!"

 

 Yusuf ÖZEROL

 

Bildiğiniz gibi bizim köyün kendine has kendine özgü yaşayan insanları vardı eski yıllarda. Bunlardan ikisi rahmetlik İsmik Enişte (İsmail Erol) ile Yuğlunun Ayıp (Eyüp Güner) idi. Bu iki güzel insan çok sevdiğim köylüm ve akrabalarımın yaşamından bir kesit sunmak istedim sizlere. Yanlışlarım hatalarım olursa affola.

Bu güzel iki insan köyümüzün birbirlerini en iyi anlayan insanlarından ikisiydi, ortak yönleri çok olan insanlardı. Özellikle demli çay ve sigara en önemli ortak yönleriydi. Bir de meşhur bir sözleri vardı; “Ulaaaa Gara gazan gayney gel.” Birisi İğdir’in yolunun üzerideki Belpınar’a gider, diğeri de Ecedamı tarafındaki Ekmekyemez’e giderdi gara gazanı kaynatmak için.

İlk önce Ayıp Amcadan söz edeyim izninizle.

Ayıp amca katırına biner yavaş yavaş Ekmekyemez’e doğru yol alırdı. Yaz günlerinin çoğunu orada bahçede geçirirdi. Bizler de eskiden Ecedamı’na ekin biçmeye giderdik. Ekin biçme zamanı Ayıp Amcanın bahçeye göçtüğü aylara denk gelirdi. Bahçesinde çok güzel meyveler yetiştirirdi rahmetlik. Ayrıca gittiği yolun üzerinde bizim kayısı bahçesi de vardı Kamışlıgol’daki. Biz o bahçeyi yetiştirirken çok zahmetler çekmiştik bunu her oradan geçtiğinde dile getirirdi. Ekin bitmeyen toprağa kayısı dikip nasıl yetiştirdiniz valla helal olsun size derdi.

O zamanlar hemen hemen herkes ekin ekerdi. Bahçelere göçer burada birkaç ay kalırlardı. Genelde her evde buğday, arpa, mercimek, nohut, fiğ gibi ekinler ekilir, uzun zaman hasat işiyle uğraşılırdı. Bazıları da ekin biçmeye ırgat tutardı yöğmüyeyle. Bizim Ecedamı’ndaki tarla en büyük tarlamızdı, bu yüzden de birkaç gün sürerdi ekin biçme işi. Sabah erkenden ekin biçmeye giderdik ekin tarlasına geldiğimizde ben özellikle Ayıp Amca’nın meşhur lafını söylemesini dört gözle beklerdim. Bizim tarla ile onların bahçe arasında 3-4 kilometrelik bir mesafe vardı aşağı yukarı ama direkt yol olmamakla birlikte Ağtarla’nın dereden geçip Ecedamı’na giderdik veya üst yoldan Ayıp Amcanın bahçenin başındaki yoldan Ekmekyemez’den Ecedamı’na giderdik. “Ekmekyemez” isminin nereden geldiğini soracak olursanız inanın ben de bilmiyorum. Neyse, sabah saat 7-8 arasında birde bakardım ki Ayıp Amca karşıdan o gür sesiyle bağırıyor, “Ula Hasan Usta, Ula Yusup! Ula Mezirmeliler! Gara gazan gayney ne duruysunuz? Haydın gelin!” derdi.

İsmik Enişte de Belpınar’a kayısı dikmişti. Hava iyi oldu mu yaz kış demeden bahçeye giderdi. O zamanlar beyaz renkli küçük bir eşeği ve de küçük bir köpeği vardı. Eşek nereye gederse köpek de oraya giderdi, hem de eşeğin üzerine binerdi. Yabancı biri eşeğe bindiğinde onu kıskanır, hırlardı…

Belpınar’da çok güzel bir bahçe yetiştirmişti. Bir de gölü vardı İğdir yolunun alt kenarında. Gelen geçen oradaki çeşmeden kana kana su içerdi. Etrafını söğüt ağaçlarıyla çevirdiği yoncalığı da vardı İğdir’in yazı tarafında. Bizler çok giderdik oraya, bazen yonca biçerdik, sonrada burma yapardık. Burmayı biçtikten sonrada meşhur “gara gazan”ın çayından içerdik. İsmik Emmi de yolda kimi görse ya da oralarda kim varsa etrafa seslenirdi, “Gara gazan gayney, haydın millet” derdi. Zaten bizler akraba olduğumuz için de tarlalarımızda yan yanaydı. Yoncalığın etrafını çevreleyen iğde, söğüt, kuşburnu gibi ağaçların bulunduğu yerde bir de onun çaydanlığı vardı hiç eve götürmezdi. Eve giderken çırmanın içine saklardı çaydanlığı ve bardakları…

Rahmetlikte sabahın köründe kalkar demli çayı ve sardığı tütünle sigarayı aç karına içerdi. Derdim ki, “Enişte sana bunun zararı çok olur ilerde; neden böyle yemek yemeden bunu içiyorsun?” Bunu deyince, “Ben mereti bırakıyorum ama meret beni bırakmıyor” derdi.

Sanki o günler gözümün önünden film şeridi gibi geçmekte arkadaşlar.

İki güzel insan da vefat ederken aynı kaderi paylaştılar ikisinin de mekanları cennet olsun.

Buradaki verdiğim örnek bizlerden bir kesittir.

Herkese sonsuz sevgilerimle…

 

7 Mart 2011, Çorlu

 

HASAN YILDIRIM DEDE ARAMIZDAN AYRILDI 

Posted on 

 by 

Süleyman ÖZEROL  Araştırmacı-Gazeteci
Dedesinin adından dolayı “Şıhı” lakabıyla tanınan Hasan Yıldırım, 1933 yılında Ballıkaya köyünde doğdu. Annesi Elif’, Babası Ali’dir. Âşık Yusuf Başaran’ın kızı Fatma Hanımla evlenmiş olup üç kız bir erkek çocuk sahibidir.
İlkokulu köyünde okuduktan sonra çiftçilik yapmaya başlamıştır.
Sah İbrahim Veli evlatlarından ve de Karadirek Dergâhının tekeşini olan Cüre Alilerden Abış Dedenin torunudur. Dedelik bilgilerini babası Küçük Ali Dededen, hocalık bilgilerini de ağabeyi Hüseyin Dededen öğrenmiştir. Âşık Yusuf Dededen ise Şah İbrahim Veli süreğinin tarikat icrasını öğrenmiş, dinsel ve tarihsel konularla ilgili kitaplar okuyarak da kendisini yetiştirmeye çalışmıştır.
Balıklaya köyünde Karadirek Dergâhında görüm icra edip (cem yapıp) dedelik yapmıştır. Malatya, Denizli, Aydın, İzmir, Çorum, Amasya, Tokat, Sivas gibi illerinde ve köylerinde de deldik yapmıştır.
19 Nisan 2011 günü aramızdan ayrılmıştır.
Hasan Yıldırım Dede, 1983 yılından itibaren Balıklaya ile ilgili derleme çalışmalarımda kendi alanındaki konularda olduğu kadar köyümüzün ilk yerleşimleri, Şah İbrahim Veli ve Şah Veli Dede ile ilgili söylenceler, gelenek görenekler gibi konularda ve diğer kültürel konularda benim için önemli bir kaynak kişi oldu. Diğer yandan Gazi Üniversitesi’nin köyümüzdeki Şah İbrahim Veli Ocağı araştırmasında da aynı bilgileri aktardı.
Hekimhan Köylüköyünden hemşerimiz Zafer Gökcan’ın, “Şah İbrahim Veli Ocağı dedeleri ile söyleşi belgeseli hazırlayalım” dediğinde ilk aklıma gelen Hasan Amca oldu. Çünkü Ankara’daydı…
Sanırım birkaç dededen sonra temsilcimiz de kalmayacak.
Allah rahmet eylesin…
"MALATYA-HEKİMHAN BALLIKAYA KÖYÜNDEN “ABDAL MUSA” VE “ABDAL MUSA KURBANI” İLE İLGİLİ DERLEMELER" yazımızdan bir bölüm:
2.2.4) Abdal Musa Kurbanı:
Abdal Musa çevreyi gezerken cüzzam hastalığı gibi bir hastalık olduğunu görmüş. Bu hastalık çok can almış, birçok yöreye yayılmış. Hatta bizim buralarda “çarık çıkartmaz” diye bir hastalıktan söz edilir, onun gibi bir hastalık işte…
Abdal Musa’nın gezdiği yöreler itikatlı olduğundan Abdal Musa’ya şöyle demişler:
“Aman Abdal Musa Hazretleri! Bu afeti üzerimizden at, sana her sene kurbanlar keselim. İkrarımız olsun.”
Bunun üzerine Abdal Musa hazretleri Allah’a dua etmiş. Yalvarmış, yakarmış. Bu duaların üzerine hastalık iyi olmuş. Her tarafta bir ferahlama olmuş. Nereye vardıysa bu afet yok olmuş…
O günden bugüne kadar Abdal Musa kurbanı yapılmaktadır…
Kaynak Kişi: Hasan YILDIRIM: Hekimhan 1933 Ballıkaya Köyü, Çiftçi, Dede
________________________________________________
(http://www.malatyahaber.com/; 1988 yılında GÖRÜŞ gazetesinde de yayınlanmıştır.) 
DARIDERESİ

Ayranca Dağları’nın eteğinden doğan Darıderesi, Muroğlar Mezra’sını geçtikten sonra Avşar adını alır. Derenin bulunduğu yöreye Darıderesi denir. Burası su ve orman yönünden Ballıkaya köyünün en zengin bölgesidir. Yüzyıllar önce darı ekildiğinden bu ad verilmiştir. Osmanlı kayıtlarında buna rastlanır.
Darıderesi’nin güneye doğru inen ve Muroğlar mezrasının yakınındaki küçük kayanın üzerinde,kale denilen yer tarihsel özellik taşır. Yıkıla yıkıla yerle bir olmuş, sadece ağzı gökyüzüne bakan, yarıdan fazlası taş ve toprakla doldurulmuş mahzen inişi görülür. Bunun hemen kuzeyinde de kuyu gibi bir yer bulunmaktadır. Kalenin bulunduğu bu bölgeye Filo’nun Dağı denilir. Filo, adının Ermenice ya da Rumca olduğu sanılıyor. (1)
Ayranca Dağı ile Kale arasındaki vadinin çok eski çağlarda göl olduğu ve gemi çalıştırıldığı söylentisi vardır. (2)
Derenin yamaçlarında Ballıklaya halkından Kılıcaliler’in (Kocamanlar), Başöğler’in, Aliağalar’ın ağılları,yıkıntıları bulunur. Mastik ile Küllümağara da çok eski çağlardan kalma mağaralardır.
Ayranca-Darıderesi yöresinde Zabık, Danaboğan, Sorkunlu Koyak, Kızılpuğar, Dededursun Kömü gibi yerler vardır. Buraları Eymir ve Kuruttaş köyleri de bilir. (3)
DT: 9 ŞUBAT 2003, Ballıkaya 
KK–1. Haydar KOCAMAN: Hekimhan 1947, İlkokul
KK–2. Hüseyin KOCAMAN: Hekimhan 1335, Eski yazı bilir
 
BALLIKAYA'DA YAĞMUR BOL OLDU, OT DA...

Süleyman ÖZEROL

16 Mayıs 2011 günü akşamı köyüm Ballıkaya’dayım…
İki ay boyunca yağmur yağmış ve her yer yemyeşil olmuş. Kayalar dışında her yerde yeşili görebiliyorsunuz. Eskiden hayvan sayısı çoktu ve ot kalmazdı. İnek otu için bile kilometrelerce uzaklara gidilirdi. Oysa son yirmi yıl içinde hayvan sayısı giderek yok olmak üzere…
9 Haziran 2011 günü öğlen vakti köyün içine çıktım. Eskiden okul, şimdi ise muhtarlık ve kültür evi olarak kullanılan yapının bahçesine gittim. Bina ile Atatürk büstü arasında Muhtar Abidin Koç, Hamza Yalçın ve Mustafa Öztürk önlerinde ot biçme makineleri ile oturuyorlardı. Yusuf Öztürk ise makinesini yanına almış, binanın kapısı önünde İsmail Güner ile oturuyordu. İki ayrı fotoğraf çektim, bir de kapı önünü…

Daha sonra Karadirek Cem Kültür Evi bahçesi, Atatürk Parkı ve erik dikilen alanın otları da bu kişiler tarafından makineyle biçildi. Çok güzel birer temizlik yapılmış oldu.Bu temizlik işini yapanlara teşekkür ediyor, bu günün anısına fotoğraflarıyla birlikte sunuyorum.

090620112255090620112254
 
1. Uluslararası Şah İbrahim Veli Sempozyumu Programı Netleşiyor
Posted on 16 Ağustos 2011  by 
Süleyman ÖZEROL
Almanya’nın Heydelberg üniversitesi ile Malatya’da İnönü Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen “1. Uluslararası Şah İbrahim Veli Sempozyumu” artık ete kemiğe büründü.
29 Eylül-1 Ekim 2011 tarihleri arasında yapılacak olan etkinliklerle ilgili düzenlemeler, hazırlıklar ve gelişmeler hakkında Sempozyum Genel Koordinatörü Hasan Gazi Öğütçü tarafından zaman zaman bilgilendirme yapılmakta. Geçen günlerde üç dilden (İngilizce, Almanca ve Türkçe) dünya kamuoyuna açıklamalarda bulunuldu. Biz de bu açıklamayı kamuoyu ile paylaştık. Bu kez http://www.malatya-alevisempozyumu.com sitesinde yer alan etkinlik program taslağı ile tarihle birlikte etkinlik yerleri belirtilerek üç dilde yine kamuoyuna sunuldu.
Eylül ayında Türkiye’ye gelecek olan H. Gazi Öğütçü son bilgileri sunacak, böylelikle program kesinlik kazanacak.
1. Gün: 29 Eylül 2011, Perşembe: Kültürel Etkinlik, Araştırma Sonuçları Sunumu, Yer: Bicir Köyü Kuluncak Malatya
2. Gün: 30 Eylül 2011, Cuma: Uluslararası Şah İbrahim Veli Sempozyumu, Yer: İnönü Üniversitesi, Malatya
3. Gün: 1 Ekim 2011, Cumartesi: Kültürel Etkinlik, Ayin-i Cem-Şah İbrahim Velililer Mezirme’de Buluşuyor, Yer: Ballıkaya (Mezirme) Köyü, Hekimhan, Malatya
 
VALİ VE KAYMAKAM BALLIKAYA KÖYÜNDEYDİ
Süleyman ÖZEROL 
Posted on 
26 Eylül 2011
 by 
Malatya Valisi Ulvi Saran ve Hekimhan Kaymakamı Nurettin Dayan Hekimhan Ballıkaya köyünü ziyaret ettiler.
Malatya Valisi Ulvi Saran, Hekimhan Kaymakamı Nurettin Dayan ve beraberindekiler 18 Eylül 2011 Pazar günü Ballıkaya köyünü ziyaret ettiler. Güzelyurt Belediye Başkanı Aliseydi Millioğulları, Uluslararası Şah İbrahim Veli Bilgi Şöleni düzenleyicisi Hasan Gazi Öğütçde bulundular.
Saat 16.30 sıralarında M. Seyfi Oktay bulvarında karşılanan konuklar Karadirek Cem Kültür Evi Yazlık Yemekhanesinde ağırlandılar. Ballıkaya köyü Muhtarı Abidin Koç konuşmasında köyün genel tanıtımını yaptı ve sorunlarını dile getirdi.
* Ana caddeye kilit taş döşenmesinin tamamlanması
* Yamaç paraşütçülüğü
* Arcılığın geliştirilmesi için destek verilmesi, yayla yollarının açılması
* Muroğlar ve Çeki mezralarımızın ana yola asfaltla bağlanması
* Çeki mezramızın su sorunun giderilmesi
Yamaç paraşütçülüğü konusu geçince vali ve kaymakam hemen arkalarında bulunan sıra kayaları ilgi ile izlediler.
Vali Saral’a günün anısına tarih düşülmüş işlemeli bakır sini armağan edildi. Kaymakam Nurettin Dayan sundu.
“Önce fotoğraflardan gördüğüm Ballıkaya son derece temiz, derli toplu. Okuyan aydın insanların bulunduğu köyünüzü tanımış oldum. Şah İbrahim Veli Sempozyumu da yakında yapılacak. Doğal güzellik olarak 100 köy arasında hatırda kalacak özellikleri var, unutulmaz. Biz de elimizden geldiği kadar hizmetlerimizi yapacağız” diyen Vali Saran hizmetlerin tamamının birden olamayacağını ağaçlandırma yapılması gerektiğini, yamaç paraşütü, arıcılık ve yayla yolu ile mezraların sorunlarının programlara alınarak çözülebileceğini dile getirdi.
Muhtar Abidin Koç’un, “Ana caddeyi kilit taşı yaparsanız, biz de diğer tüm cadde ve sokakları döşeyeceğiz” talebi olumlu karşılandı.
Kaymakam Nurettin Dayan konuşmasında, ”Devlet-vatandaş işbirliğine yatkın olan, çalışkan köyüm” diye nitelendirdi Ballıkaya’yı. Ağaçlandırma, arıcılık ve bağlı olarak yayla yollarının yapılması konularının köy için önemli olduğunu diğer sorunların da programa alınmak suretiyle çözülmeye çalışılacağını söyledi.
Konuklar birlikte Karadirek Cem Evi ve kütüphanesi ile Atatürk Parkını gezdiler. Davul zurna eşliğinde karşılandıkları gibi davul zurna eşliğinde de uğurlandılar.
Muhtar Abidin Koç, vali ve kaymakamın ziyaretlerinin olumlu geçtiğini belirtti.
MALATYA-HEKİMHAN BALLIKAYA KÖYÜNDEN “ABDAL MUSA” VE 
“ABDAL MUSA KURBANI” İLE İLGİLİ DERLEMELER 
Posted on 14 Eylül 2011  by 
Süleyman ÖZEROL
1. Abdal Musa Hakkında Özet Bilgiler:
Abdal Musa’nın yaşamı ile ilgili bilgileri özet olarak şöyle sunabiliriz:
1296 yılında doğduğu, Horasan’ın Hoy kentinden olduğu, sonradan Azerbaycan’a ve Anadolu’ya geldiği;
Ahmet Yesevi halifelerinden sayıldığı, soyunun Hz. Muhammed’e dayandığı, soyca Hacı Bektaş veli ile aynı koldan geldiği; Osman ve Orhan gazi dönemlerinde yeniçerilerle bağlantısı olduğu, savaşlara katıldığı -Hatta Bursa’nın alınmasında bulunduğu-, Ahi geleneğine sahip olduğu; Antalya/Elmalı’nın Tekke/Akçainiş köyünde bulunan dergâhının ilk dört Bektaşi tekkesinden biri olduğu, Kaygusuz Abdal’ın bu tekkeye 40 yıl hizmet ettiği; Hacı Bektaş Veli’nin gözcülerinden olduğu çeşitli kaynaklarda belirtilir.
Yaşamı ile ilgili bilgilerin yanında hakkında birçok söylence de vardır.
Bektaşilikteki 12 posttan biri de Abdal Musa Sultan Postu’dur.
 2. Ballıkaya’da Abdal Musa İle İlgili Derlemeler:
 2.1. Ballıkaya Köyü Hakkında Genel Bilgiler:
Ballıkaya, Hekimhan ilçesine bağlı, Hekimhan-Arguvan karayolu üzerinde orta noktada bulunan bir köydür. Mıroğlar ve Çeki mezraları vardır. Doğusunda Mıroğlar, Kuşu Köyü, güneydoğusunda Çeki, güneyinde Başkavak köyü, batısında İğdir köyü, kuzeyinde Ayranca Dağları bulunmaktadır. Mezirme Deresi ve Avşar Çayı önemli akarsularıdır. Alaçayır, Kayabaşı, Darıderesi, Horunoğlu yöreleri yayla olarak kullanılmıştır. Çevresi, meşe ağaçlarının çoğunlukta olduğu, yer yer de ardıç ağaçlarının bulunduğu ormanlarla kaplıdır. Anlatımlara göre; Mezere adıyla anılırken Merzeme,  Mezdirme, daha sonra da Mezirme biçimini alan adının “Mezra”dan geldiği öne sürülür. Köyün kuzeyini baştanbaşa kuşatan kaya kuşağının ortasında ve 35-40 yıl öncesine kadar bal bulunan Ballıkaya’dan adı alınarak altmışlı yılların başında Ballıkaya olmuştur.
XIII. Yüzyılda yöreye ilk yerleşenler olarak ileri sürülenler, Türkler adıyla anılmaktadır. XIV. Yüzyılda yörede Çolakoğlu, Gilikoğlu, Küroğlu, Bıyıkoğlu, Horunoğlu, Korukoğlu adlı derebeylerinin yaşadığı ayrı bir savdır. XVI. yüzyılın sonları ile XVII. yüzyılın başlarında (1694 İskân Yasası-Lale Devri) İran-Erdebil’den Şah Veli’nin geldiği; 1820’li yıllarda Keskin’den İpşirağalar, Abidinağalar, Alağaların, daha sonra da Kıllılar, Velağalar ve Kamberağaların geldiği ve yerleşimin tamamlandığı öne sürülür. Köyün tarihi ile ilgili belgesel bilgiler yeni ortaya çıkmaktadır. Kanuni döneminde (1560) 21 hane, 1894-1895 Namuret-ül Aziz Salnamelerine göre 32 hane ve 252 nüfusu ile Harput ili Keban ilçesi Arguvan nahiyesine bağlı olduğu görülen Mezirme, 1923 yılında Malatya il olunca Hekimhan ilçesine bağlanmıştır. Kırklı yıllara doğru devlet memuriyeti dolayısıyla iç ve dış göç yaşanmaya başlamıştır.
1926’da ilkokul, 1929’da jandarma karakolu (1979’da Hekimhan’a taşındı), 1965’te sağlıkocağı, 1966’da Atatürk büstü, 1985’te telefon (acente), 1986’da içme suyu şebekesi, 1987’de elektrik, 1991’de kanalizasyon, 1992’de otomatik telefon santraline kavuşmuştur. Yıllardır yaşanan yer kayması sonucu yetmişli yılların başında yeni yerleşim yeri sorunu gündeme gelmiş, çalışmalar başlatılmış ve 1983’te kesin karar verilmiştir. 1985 yılında 71 evin yapımına başlanmış, 1986-1987 yıllarında evler hak sahiplerine teslim edilmiştir. Talep üzerine iki katlı bu evlerin dışında prefabrik tek katli 43 ev 1990 yılında yapılmış ve böylece 114 ev ile “Yenilenen Köy Ballıkaya” kurulmuştur. Köy projesinde yer alan yapılanmalar sürmekte olup, 1998 yılında Hekimhan-Arguvan karayolu ile birlikte köy içi yolları da asfaltlanmıştır. Kayadibi (Duzdaşı) yöresinde yeniden kurulan Ballıkaya’nın eski yerleşim yeri 200-250 metre güneyde yıkıntı durumundadır.
Tarla tarımı ve hayvancılık hemen terk edilmiş, birer inek beslenmekte ve her şey kayısı için yapılmaktadır. Traktör fazla kullanılmamakta, öküz yerini ata bırakmıştır. Ormanı korumak ve geliştirmek amacıyla 1970 yılında kaldırılan keçi, yeni yerleşim yerine taşınıncaya kadar koyun, her evde tavuk beslenirken bugün bunlar beslenmemektedir.
Yetmişli yılların sonlarında Ballıkaya Sağlık Ocağı’nda doktorluk yapan Ali Osman Onat’ın dediği gibi, “Ballıkaya’nın yaşlısı çoktur, cahili yoktur!”. Halkın tamamına yakını okuryazar olup 1994’ten beri okulu kapalıdır. Hemen her devlet kademesinde çalışanları vardır. Milletvekilliği ve Adalet Bakanlığı yapmış olan M. Seyfi Oktay, Em. Korgeneral Ali Yalçın Ballıkayalıdır. Yemenli Abidin, Vayloğ Dede (Mustafa Tuna), Divana Abidin (Abidin Tuna), Yusuf Ağa (Yusuf Öztürk) gibi tanınmış kişiler de vardır. Ahmet Öztürk, Mehmet Çelik, Süleyman Özerol, Hüseyin Başaran, Mustafa Başaran, Abbas Yıldırım kitaplarında Ballıkaya’dan söz eden Ballıkayalılardır. Ayrıca Prof. Dr. M. İlhan Başgöz ve M. Fuat Bozkurt ile Hamza Aksüt de yapıtlarında köyümüze yer vermişlerdir.
Türkmen gelenekleri varlığını sürdürmekte, Türkçe özgün yapısını korumaktadır. Alevilikteki dedelik kurumunun bir ocağı olan Şah İbrahim Veli Ocağı buradadır. Yeniliklere ve çağdaş gelişmelere açık bir toplum yapısı vardır. Arguvan-Çamşıhı türküleri, deyişler-duvazimamlar müzik dağarcığını oluşturmakta, hemen her evde saz çalan/çağıran bulunmaktadır. Âşık Yusuf (BAŞARAN) ve İmam Dede (ŞAHİN) âşıklık geleneğinin temsilcileri olarak çevrede tanınmışlardır. Âşık Yusuf’un oğlu Mustafa Başaran geleneği sürdürenlerdendir. Ruhi Su, Semahlar uzunçalarındaki semahların büyük bölümünü Ballıkaya’dan derlemiştir. Düğünlerde temel çalgılar davul-zurnadır. Bu konuda (zurna) akla İncir (İbrahim Koç) gelir. Halaylar, koloyunu en çok oynanan oyunlardır.
Dağlık bölgelerindeki kayaları, bu kayalardaki doğal ve tarihi mağaraları (Büyük Mağara, İki Ağızlı, Geyik Mağarası), Peribacaları, Karadirek Cem-Kültürevi, Akpınar Çeşmesi Ballıkaya’da tarihi ve turistik önem taşıyan yerler ve yapılardır. Dağ keçilerinin ve geyiklerin soyunun tükenmeye yüz tutması ise büyük kayıptır…
Bu özellikler ve güzellikler, sanayileşen ve çarpık bir solunum ortamının oluştuğu kentlerden uzakta yayla turizminin ortamını oluşturmaktadır.
 2.2. Ballıkaya’da Abdal Musa ve Abdal Musa Kurbanı İle İlgili Derlemeler:
Ballıkaya’da Abdal Musa hakkında birçok söylence anlatılır. Günümüzde bazı yazarlar, Bosna’dan Azerbaycan’a dek geniş bir alanda adına kurbanlar kesilen ve cem yapılan Abdal Musa’nın bu yönüyle Hacı Bektaş Veli’den bile öne çıkarıldığını ileri sürerler. Bu görüşler ışığında, özellikle arkadaşım Hüseyin Şahin’in önerisi üzerine Ballıkaya’da yaptığım derlemelerden bazılarını özet olarak sunuyorum.
 2.2.1) Abdal Musa’nın Askerleri:
“Kangal civarında Hargi Tuzlasında, düzlükte 80 tane kırmızı dikili taş vardır. Bu taşlara yörede “Abdal Musa’nın Askerleri” derler.
2.2.2) ”Git Abdal Musa”: 
Bir köye gızamıh geliyi. Gızamıh, geldiği gibi çocuhlara heç aman vermeyi. Çocuhlar ölüyü. O köye bir dede geliyi. Dede dey ki;
“Burada İrbaham adında çoh seğdüğüm bir talibim varıdı. O görünürlerde yoh. Nerede?
Deyler ki;
“Dede, İrbaham’ın iki oğlu da gızamıhdan yatıyı. Köyde gızamıh var.”
Bu sırada görüm yapılmahdaymış. Tam görümün ortasında peyik salıylar, İrbaham geliyi. Dara duruyu, sazını eline alıyı, cemaatın alt başında dedenin garşısına oturuyu…
 
El aman dedik de düşdük desdine
Allah’ seversen get Abdal Mısa
Niyazım ver hırka ile postuna
Allah’ı seversen get Abdal Mısa
 
Er olanın yürekleri sızılar
Gabire goyuldu görpe guzular
Gerbela’da şehit düşen gaziler
Allah’ı seversen get Abdal Mısa
 
Nazar edip çitilleri gırdırdın
Gonca güle har düşürüp yandırdın
Çocuhları pek güççükgen öldürdün
Allah’ı seversen get Abdal Mısa
 
İBRAHİM’im eremedim bu sırra
Seversen Mevla’yı galma gusura
Yol verek Bağdad’ınan Mısır’a
Allah’ı seversen get Abdal Mısa

 

İrbaham’ın evlat acısı ilke söylediği bu deyiş, Abdal Mısa’ya gec galdığını, daha önce gelseydi daha iyi olacağını dile getiriyi. Orada bulunanlar -sofular- sıdk ile Allah’a niyaz ediyler. Onnarın iricası, yüzüsuyu hörmetiynen, Abdal Mısa’nın keremeti-mucizatıynan çocuklar eyi oluyu. Dışarıdan gelen bir çocuh şeyle dey,
“İrbaham Amca müjde! Çocuhlar ayıhdı, süt isteyler!”
Abdal Mısa’nın keremeti-mucizatı beyle…”
 2.2.3) Abdal Musa Kurbanı:
 Bir köyde toplanmışlar ve bir hak gurbanı yapmaya garar vermişler. Köy birliğiynen, gada bela gurbanı…
Köy birliğiynen gurbanı hazırlamışlar. Birden bir abdal çıhagelmiş. Gezici abdalmış bu. Gelmiş ki gazanlar gurulmuş, gayney… Sormuş:
“Bu nedir?”
Demişler ki;
“Biz köy birliğiynen bir gurban yapıyıh.”
Abdal dey ki;
“Benim adım Mısa. Ben beyle köy be köy geziyim. Bu gurbanın adını Abdal Mısa Gurbanı goyun. Her sene de bu gurbanı benim adımı anarah yapın.
Köylüler de gabulleniyler. Bu gurbanı her sene toplanıp yapıylar…
2.2.4) Abdal Musa Kurbanı
Abdal Musa çevreyi gezerken cüzzam hastalığı gibi bir hastalık olduğunu görmüş. Bu hastalık çok can almış, birçok yöreye yayılmış. Hatta bizim buralarda “çarık çıkartmaz” diye bir hastalıktan söz edilir, onun gibi bir hastalık işte…
Abdal Musa’nın gezdiği yöreler itikatlı olduğundan Abdal Musa’ya şöyle demişler:
“Aman Abdal Musa Hazretleri! Bu afeti üzerimizden at, sana her sene kurbanlar keselim. İkrarımız olsun.”
Bunun üzerine Abdal Musa hazretleri Allah’a dua etmiş. Yalvarmış, yakarmış. Bu duaların üzerine hastalık iyi olmuş. Her tarafta bir ferahlama olmuş. Nereye vardıysa bu afet yok olmuş…
O günden bugüne kadar Abdal Musa kurbanı yapılmaktadır…
Bu anlatımlar dışında “Solak Değirmen”, “Uçansu”, “Kaygusuz Abdal’ın Geyik Donuna Girmesi” söylenceleri de derlemelerimiz arasında yer aldı. Bu söylenceler daha önceden bilinip yayınlandığından yeniden vermek gereğini duymadık.
3. Ballıkaya’da Abdal Musa Kurbanı Geleneği:
Her yıl kış başlangıcında genç-ihtiyar beş-on kişi bir araya gelir. Köyden un, bulgur, tuz, tereyağı, para gibi yiyecek malzemelerini toplanır. Her evden alınmasına özen gösterilir. Toplananlar bir yere birleştirilir, fazla olduğuna kanaat getirilenler satılır. Satılanların parası toplanan parayla birleştirilerek 3-4 tane davar ya da dana satın alınır. Bunlar kesilir, 3-5 kazan kurulur, bulgur ve etten oluşan pilav pişirilir. Pilavın hazırlanmasında herkes bir iş yapar. Kimisi su, kimisi odun getirir, kimisi kazanların altını yakar. Kimisi kapları hazırlar, kimisi evlerde pişirilip getirilen yufka ekmekleri düzenler. Böylece ortaklaşa yenilmek üzere dağıtıma hazırlanmış olur.
Birisi yüksek bir yere çıkarak, “Komşular lokma hazır, kabını alan gelsin!” diye bağırır. Bunu duyanlar kaplarını alarak kurbanın hazırlandığı yere gelirler. Yemek ev ve evlerdeki nüfusa göre dağıtılır. Yani, her ev kurbandan nüfusuna göre yararlanır. Yani, Eşit malzeme, eşit emek, eşit dağıtım ve eşit yemek…
Aynı günün akşamı Şah İbrahim Veli Dergâhı olan Karadirek’te cem (Abdal Musa Cemi) yapılır.
4. Yemek-Kurban Duası Örnekleri:
* Allah kabul eyleye.
* Allah Halil İbrahim bereketi vere.
* Her ne niyete ettinse, Allah muradını vere.
* Dola dökülmeye-Arta eksilmeye-Biz bir yedik -Allah bin vere
* İmam Ali, İmam Hasan, İmam Hüseyin, İmam Zeynelabidin, İmam Musa Rıza, İmam Naki, İmam Taki, İmam Bakır, Caferi Sadık, İmam Hasanül Askeri, İmam Mehdi Sahip Zaman saklaya, bekleye, dilde dileğini, gönülde muradını vere. On İki İmam var eyleye!
* Allah Allah,
Lokmalar kabul ola, muratlar hâsıl ola. Yiyene halal, yedirene delil ola. Cennet taamı ola, guduret honu ola. Arta eksilmeye, daşa dökülmeye. Biz bir yedik, Allah bin vere. Hakkın divanına kaydola.  On İki İmam defterine yazıla. Dil bizden, kerem Ali’den. Gerçeğe hü!
* Allah Allah,
Mümine Nebi, Kerimi Ali, Pirimiz üstadımız Şah İbrahim Veli lokmanızı kabul eyleye. On İki İmam, On Dört Masumupak efendilerimizin hümmeti, bereketi üstünüzde hazır ve nazır ola. Gerçeğe hü!
* Elhamdülillah,
Ellezü kavlü teala, Rabbena, celeyana ve min müslümeyne.
Devamı devlet, kesiri rahmet, kabulü dua. Er Hak kabul eyleye.
* Elhamdülillah,
Nuri Hoda, Muhammet Mustafa, Aliyyel Mürteza, Hasan-ı Hulku Rıza, Hüseyn-i Kerbela,  İmam Zeynel Ali Aba, İmam Bakır, İmam Cafer-i Sadık, Musa-i Kazım, Şah-ı Horasan Garipler Ağası Musa Rıza, Muhammet Tağı, Şah Aliyyel Nağı, Hasan-ı Askeri, Mehdi-yi Sahip Zaman’ın hürmetine; Lokmalar kabul ola, muratlar hasıl ola… Yiyene helal, yedirene delil ola. Biz bir yedik Cena-bı Allah bin vere. Kerem Ali, gerçekler demine hü!
Kaynakça:
Musa SEYİRCİ: Abdal Musa Sultan, Der Yay., İstanbul 1991.
Süleyman ÖZEROL: “Yenilenen Köy Balıklaya”, Görüş Gazetesi (22 Ağustos 1988), Malatya.
Süleyman ÖZEROL: “Yenilenen Köy Balıklaya ve Ballıkaya’dan Derlemeler Üzerine”, Görüş Gazetesi (1-2-3 Kasım 1989), Malatya.
Kaynak Kişiler:
Hasan YILDIRIM: Hekimhan 1933 Ballıkaya Köyü, Çiftçi, Dede
Hasan ÖZEROL: Hekimhan 1934, Balıklaya Köyü, Çiftçi, Duvar Ustası
Abidin ÇELİK: Hekimhan 1901, Balıklaya Köyü, Çiftçi, Duvar Ustası
Abuseyif OKTAY: Ballıkaya Köyü Halkından, Çiftçi.
Mahmut ÖZTÜRK: Ballıkaya Köyü Halkından, Çiftçi
 
1. ULUSLARARASI ŞAH İBRAHİM VELİ SEMPOZYUMU 
KATILIMCILARI BELLİ OLDU Posted on 13 Eylül 2011 by 
Süleyman ÖZEROL/Araştırmacı-Gazeteci
1. Uluslararası Şah İbrahim Veli Sempozyumu hazırlıkları sürüyor. Yedi ülkeden katılımcılar belli oldu.
Koordinatör H. Gazi Öğütçü 4 Eylül günü Şah İbrahim Ocağı Ballıkaya (Mezirme) köyünde ilgililerle görüştü, yapılan ve yapılacak olan çalışmalar hakkında bilgi verdi. 30 Eylül 2011 günü İnönü Üniversitesinde yapılacak olan bilgi şölenine katılıcılar da belli oldu.
Saat 12.00’de Karadirek Cem Kültür Evi Yazlık Yemekhanesinde yapılan toplantıda köy muhtarı Abidin Koç, Araştırmacı-Gazeteci Süleyman Özerol, Ballıkaya Köyü Kalkındırma ve Turizm Derneği Başkanı Ali Yılmaz, Yönetim Kurulu Üyesi Musa Arı bulundular. Toplantıda Öğütçü üç gün sürecek olan etkinlikler hakkında şimdiye kadar yapılan çalışmalarda 30’un üzerinde kurum ve kuruş, 200’ün üzerinde kişi ile görüşmeler yapıldığından söz etti, bilgi şölenine katılacak olanları açıkladı. Özellikle 1 Ekim 2011 günü Ballıkaya köyünde yapılacak olan cem töreni üzerinde duruldu.
 
 29 Eylül 2011, Bicir Köyü
 
 Bilgi şölenine katılacak olanların tümü burada bir araya gelecek. Buna tanışma, kaynaşma, bilgilendirme toplantısı diyebiliriz. Toplantı öncesinde Yazıhan Fethiye Beldesinde Abuseyif Dede, Avlar köyünde Kabak Abdal ve Gürgür Dede türbeleri ziyaret edilecek.
 
30 Eylül 2011, İnönü Üniversitesi
 
Saat 10.00’da başlayacak olan etkinlik öncesinde müzik ve semah gösterisi yapılacak. Ev sahibi İnönü Üniversitesinden bir görevli, H. Gazi Öğütçü ve M. Seyfi Oktay birer konuşma yapacaklar. Gün boyu oturumlar gerçekleştirilecek.
Bilgi şöleninde ABD, Almanya, İngiltere, Pakistan, İsveç, Norveç, İran ve Türkiye’den 25 katılımcı bulunuyor.
1. Ass. Prof. Fariba Zarinebaf (Riverside, CA, ABD) 2. Prof. Dr. Michael Ursinus (Heidelberg, Almanya) 3. Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak (Ankara) 4. Prof. Dr. Alemdar Yalçın (Ankara) 5. Prof. Dr. Fuat Bozkurt Antalya) 6. Doç. Dr. Gıyasettin Aytaş (Ankara) 7. Prof. Dr. Hande Birkalan-Gedik (İstanbul) 8. Prof. Dr. Süheyla Önal (Malatya) 9. Dr. İsmail Kaygusuz (London) 10. Dr. Hasan Ali Khan (Karachi, Pakistan) 11. Coşkun Kökel, M.A. (Konstanz, Almanya) 12. Dr. Robert Langer (Heidelberg, Almanya) 13. Hasan Gazi Öğütçü (Meersburg, Almanya) 14. Dr. David Shahkland (Bergen, Norveç) 15. Dr. McElwain Thomas (Stocholm, İsveç) 16. Prof. Dr. Shabo Talay (Bergen, Norveç) 17. Doç. Dr. Ahmet Taşgın (Ardahan) 18. Ass. Prof. Harun Yıldız (Samsun) 19. Doç. Dr. Ali Yaman (Bolu) 20. Yard. Doç. Dr. Rıza Yıldırım (Ankara) 21. Jhonnaes Zimmermann, M.A. (Heidelberg, Almanya) 22. Süleyman Özerol (Malatya) 23. Dr. Esedabad Ali Soltani (Tahran) 24. Esra Doğan, M.A. (Tahran) 25. Caroline Tee, M.A. (Tahran) 26. Atilla Çetin (Ankara)

Yaklaşık 9-10 saat sürmesi beklenen bilgi şöleninin ardından Battalgazi ilçesi Atabey köyünde bulunan Zeynel Abidin Türbesine gidilecek, akşam yemeği orada yenecek.

 1 Ekim 2011, Ballıkaya (Mezirme) Köyü

 Şah İbrahim Ocağı Merkezi Ballıkaya (Mezirme) köyünde cem töreni gerçekleştirilecek.

Hava yağışlı olmadığı takdirde yazlık yemekhanede yapılması düşünülen cem törenini duyuran afişler köyün giriş ve çıkışlarına, Malatya, Hekimhan ve Arguvan’da uygun görülen yerlere asılacak, ayrıca el ilanları hazırlanıp dağıtılacak, ayrıca basına bilgi verilecek.

Saat 10.00 sırasında gelecek olan konuklara kahvaltı verildikten sonra köy gezdirilerek tanıtılacak. Yusuf Başaran’ın yürüteceği cemden sonra konuklara yemek verilecek.

040920112482  040920112483 040920112484 040920112485 040920112487 040920112488

 HEKİMHAN BALLIKAYA KÖYÜNDE ABDAL MUSA KURBANI VE  CEMİ YAPILDI

Balıklaya köylüleri abdal Musa Kurbanı yapmaya karar verdiler. 27 Ağustos günü Tamam Özerol, Hayriye Çakır, Durdane Çelik, Leyla Uçar, Görkem Erol, Elif Öztürk, Hüseyin Can Güner, Mihri Kutlu, İnsaf Güner, Naciye Fırat, Ufuk Erol tarafından toplanan yiyecekler ve para ile Abdal Musa Kurbanı hazırlıkları tamamlandı. toplanan yiyecekler ve para ile Abdal Musa Kurbanı hazırlıkları tamamlandı. 30 Ağustos 2011 günü Ballıkaya’da Abdal Musa Kurbanı ve Cemi yapıldı.

Dört kurban alındı, dört kazan kuruldu. Kurbanın hazırlanmasında toplayanların yanında Merdan Çelik, Musa Arı ve suna Çakır da hizmet ettiler. Kurban, Ali Yalçın’ın yemek duasından sonra belirlenen 120 kapıya dağıtıldı. Asmaca, Mıroğlar, Kozdere, Halpız, bozan ve köye ziyarete gelen başka köylüler de kurbanda bulundular. Konuk oldukları evlerde ve Karadirek Yazlık Yemekhanesinde yemek yediler.

Akşam Karadirek’te Cem…

Karadirek kapısında çok sayıda ayakkabı üst üste yığılmış. Ayakkabılık gerekiyor buraya.
Dokuz günlük bayram nedeniyle oldukça kalabalık olan Ballıkaya’da bu akşam Karadirek hemen hemen doldurulmuştu. Ayrıca başka köylerden gelenler de vardı. Saat 20.00’de Aşık Yusuf Başaran’ın torunu Yusuf Başaran cem yürütmeye başladı.
Cem hakkında kısa bilgiden sonra başlayan cemde Şah İbrahim Veli ve Şah İbrahim Ocağı ile ilgili deyişler ve ardından semah makamları çalıp söyledi.

Semah dönen sofular: Mahmut Öztürk, Hüseyin Şahin ve Cafer Yalçın
Semah dönen bacılar: Elif Öztürk, Zeynep Çelik, Telli Şahin, Zehra Yalçın

“Aşnamdan ayrıldım yamandır halım” söz başı ile başlayan “Ya Hızır Semahı”nı sofular ve bacılar karşılıklı olarak oynadılar. Cem birlendi ve herkes evlerine dağıldılar.

300820112429 300820112430 300820112431 300820112437 170620101939 300820112414  270820112401

Fotoğraflar: Suna ÇAKIR-Süleyman ÖZEROL

 

1. ULUSLARARASI ŞAH İBRAHİM VELİ SEMPOZYUMU; BALLIKAYA’DA CEM TÖRENİPosted on 

14 Ekim 2011

 by  

 1. ULUSLARARASI ŞAH İBRAHİM VELİ SEMPOZYUMU; BALLIKAYA’DA CEM TÖRENİ

 Süleyman ÖZEROL/Araştırmacı-Gazeteci

“1. Uluslararası Şah İbrahim Veli Sempozyumu” etkinlikleri çerçevesinde; 29 Eylül 2011 Perşembe günü Bicir köyünde açılış yapıldı, 30 Eylül 2011 Cuma günü Malatya Kongre ve Kültür Merkezinde sempozyum, üçüncü gün 1 Ekim 2011 cumartesi Şah İbrahim Ocağı merkezi Ballıkaya’da cem töreni gerçekleştirildi.

Fethiye Beldesine ve Arguvan’a uğrayan konuşmacılar ve diğer konuklar Hekimhan ilçesine bağlı Şah İbrahim Ocağının merkezi Ballıkaya köyüne geldiler. Ballıkaya’nın eski yerleşim yerinde Süleyman Özerol Tarafından Karadirek tekkesi ile ilgili konuşma yapıldı. Vayloğ dede türbesi ziyaret edildikten sonra cem töreni gerçekleştirildi. İğdir, Başkavak, Arguvan’ın birçok köyünden, Malatya, Hekimhan, Arguvan, Kuluncak merkezlerinden ve bazı köylerden gelenler de oldu.

Ali Ercan’ın Konuşması ve Diğer…

Sunuculuğu Ali Ercan yaptı. Saygı duruşu, İstiklal Marşı ve Ali Ercan’ın konuşması…
Merhaba Değerli Konuklar
Sizleri Anadolu’ya, İran’a, Irak’a, Suriye’ye hatta Balkanlara kadar ışık yaymış olan Şah İbrahim Veli inanç ocağının merkezi erenler köyü Mezirme adına yürekten selamlıyorum. Hoş geldiniz!
Değerli dostlar Mezirme Bicir köyleri tarihi günler yaşıyor. Sadece Mezirme-Bicir değil Şah İbrahim Veli Ocağına bağlı yakın bütün köyler, kasabalar ve şehirler tarihi bir gün yaşıyorlar.
Yakşalık 600 yıldan beri sadece sözlü olarak yaşatılan bu ocak artık bilimin ellerine emanet. Bildiğiniz gibi üç günden bu yana dünyanın değişik ülkelerinden gelen 20 kadar bilim insanı bu ocağı düzenlenen bilgi şöleni sayesinde inanç tarihimizin derinliklerine doğru bir yolculuk yapma ve bilmediğimiz birçok konuda aydınlanma fırsatı yakaladık. Dileğimiz bu çalışmaların devamının gelmesi…
Yapılan bu güzel çalışmalardan ötürü bilgi şöleninin fikir babası ve genele koordinatör Sayın Hasan Gazi Öğütçü’ye ve yurt içinden ve yurt dışından değerli zamanlarını ayırıp gelen ve bize ışık saçan bilim adamlarımıza Şah İbrahim Veli Ocağı adına teşekkür ediyorum.
Ali Ercan konuşmalar sırasında Ballıkaya ve Şah İbrahim ocağı ile ilgili şiirlerden dörtlükler de sundu. Bunları doğru biçimleriyle sunuyorum.

*

Şah Safının Gediğine çıkınca
Devah eylen Mezirme’ye varınca
Erdebil’in gonca gülü kokunca
Devah eylen Mezirme’ye varınca

***
Şah Veli Dedemin Ballıkayası
Katara çekilmiş tülü mayası
Kerbela’da yatan kerem ağası
Gel bize yetik ol Şah Veli Dedem

*

Bir başka şiir Kul Mustafa’dan:
Muhammet Ali’dir kalbin durağı
Hü deyince yakın eder ırağı
Severseniz Sultan Karadireği
Erler himmet edin eğlemen bizi

 

Yüksek uçan(ı) endirirler havadan
Keramet gösterdi Ballıkaya’dan
Mustafa’yı unutmayın duadan
Erler himmet edin eğlemen bizi

 

Sempozyuma katılan birçok bilim adamı ve diğer konuklar Ballıkaya’da da bulundu. Prof. Dr. Michael Ursinus, Dr. Robert Langer, Hasan Gazi Öğütçü, Prof. Dr. Fuat Bozkurt (Antalya) , Dr. İsmail Kaygusuz (London), Dr. Hasan Ali Khan (Karachi, Pakistan), McElwain Thomas (Stocholm, İsveç), Ass. Prof. Harun Yıldız (Samsun), Süleyman Özerol (Malatya), Dr. Esedabad Ali Soltani (Tahran), Esedebad Ekrem (İran), Esra Doğan, M.A. (Tahran), Beatrikks…
Hekimhan Belediye Başkanı M. Sait Özoğlu, Arguvan Belediye Başkanı Hüseyin Taştan, İl Genel Meclis Üyesi Mustafa Mengüç, Hekimhan İlçe Garnizon Komutanı Hüseyin Kaymak, Dede Mehmet Yaman, Bicir Köyü Kültür Derneği Başkanı Cuma Göbel, Mahurt Üniversitesi Dil Bil. Böl. Özlem Öğütçü, İsrail’den Tamara Kratz, Şahkulu Dernek Başkanı Mehmet Çamur, Alevi Bektaşi Dernekleri Federasyonu Başkanı Hüsniye Takmaz, cumhuriyetçi Kadınlar Derneği Malatya Şube Başkanı Nesrin Yıldırım…
Köyün eski yerleşim yeri gezildi. Ağpuğar çeşmesi incelendi ve tanıtıldı. Karadireğin eski köyde bulunduğu yere gidildi. Araştırmacı-Gazeteci Süleyman Özerol Ballıkaya köyü ve Karadirek hakkında bilgiler verdi.
Yusuf Başaran bağlama ile deyişler çalıp söyledi.
Ballıkaya Köyü Muhtar Abidin Koç ile Ballıkaya Köyü Dernek Başkanı Yardımcısı Mustafa Arı konuşmalarını yaptılar. Süleyman Özerol tarafından köyün tarihçesi ve genel ile ilgili bilgiler verdi. Bicirli genç Mehmet Şahin Kerbela Mersiyesi şiirini okudu. Hasan Gazi Öğütçü, amaçları ve uygulamaları ile ilgili bilgiler verdi. Karadirek Cem Evi yazlık yemekhanesinde düzenlenen konuşmalarda katılımcılar kendilerini tanıtarak görüşlerini dile getirdiler. Konuk bilim adamları konuşmalarıyla kendilerini tanıtarak duygu ve düşüncelerini dile getirdiler. Bunlardan bazılarını örnek olarak vermek istiyorum:
Prof. Dr. Fuat Bozkurt: Ben de Mezirmeliyim. Dede ocağında olmaktan mutluyum.
Beatriks: İşimiz araba tamircisinin işi gibi değil. Berber saçı düzensiz keser, sonra saç uzar, düzelir. Ama bizim işimizde yanlış yapma tamir edilmez sonuçlar doğurur.
Prof. Dr. Michael Ursinus: ilk radyo, ilk kilit taş yapım tarihi gibi ilklerin belirlenmesi…
 
Cem Töreni
Cem töreni Âşık Yusuf Başaran’ın torunu, Âşık Mustafa Başaran’ın oğlu Yusuf Başaran tarafından yürütüldü. Ali Yalçın da cem dualarını yaptı. Karadirek Yazlık Yemekhanesinde düzenlenen cem töreninde Mahmut Öztürk, H. Basri Takmaz, Mustafa Takmaz ve Hüseyin Şahin semah döndüler. Konuklardan da semaha katılanlar oldu.
Ali Yalçın’ın duasının ardından cem töreni sona erdi.
 
Kaymakamın Konuşması
Kaymakam ve eşi saat cem töreninin sonlarına doğru katıldılar. Törenden sonra kısa bir konuşma yapan Kaymakam Nurettin Dayan, birlik ve beraberliğin önemine değindi. “Ballıkaya bugün uluslar arası bir organizasyonu gerçekleştirdi” diyen Dayan, böyle bir organizasyonun ilçelerde bile yapılamadığını dile getirerek emeği geçenlere teşekkür etti. Yeni etkinliklerde buluşmak dileğiyle konuşmasını sona erdirdi.
Cem töreninden sonra yemek verildi ve etkinlik sona erdi.
 
“SÖYLENCEDEN GERÇEĞE…”
Posted on 01 Aralık 2011 by incedusunceler
 
 
1. Uluslararası Şah İbrahim Veli Bilgi Şöleni Üzerine Bir Değerlendirme 

 

Süleyman ÖZEROL/Araştırmacı-Yazar
 
Mezirme’den Bicir’e giden gruptan olan Hasan Gazi Öğütçü Almanya’da bulunuyor. 2006 yılında orada Alevilik üzerine bir etkinlik düzenlemişti. İki yılı aşkın bir süre önce Malatya’da görüştüğümüzde Heidelberg Üniversitesinin bir projesinden söz etmiş, daha sonraki zamanlarda sıkça arayarak proje ile ilgili gelişmeleri anlatmıştı. 2010 yazında Ballıkaya’ya geldi, muhtar ve dernek yönetimi ile görüştü ve yaklaşık 14 ay sonra gerçekleştirilmesi düşünülen proje ile ilgili bilgiler verdi. Almanya’dan Şah İbrahim Veli Alevi Eğitim Merkezi, Heidelberg Üniversitesi ve Sanderforschungbereich 619 kuruluşlarının düzenlediği etkinliğe Almanya, İngiltere ve Fransa’dan ve Türkiye’den katılımcılar olacağı, İnönü Üniversitesinin de ev sahipliği ile destek verdiği bilgi şöleninin üç günlük etkinliklerle tamamlanacağını belirtti.
29 Eylül 2011 Perşembe günü Kuluncak ilçesi Bicir köyünde açılış, 30 Eylül 2011 Cuma günü Malatya İnönü Üniversitesinde bilgi şöleni, 1 Ekim 2011 Cumartesi günü Hekimhan Ballıkaya köyünde cem töreni. Ballıkaya’da gerçekleştirilecek olan cem töreni ve beraberinde yapılması gerekenler tartışıldı. Kış ve bahar boyu süren telefon görüşmelerimizde sürekli bilgi veren Hasan Gazi Öğütçü katılacak bilim adamlarıyla görüşmelerin, Almanya’daki hazırlıkların sürdüğünü, bilgilendirmenin de sürekli olacağını belirtti. 2011 Temmuzdan itibaren bilgilendirmeleri basınla da paylaşmaya başladık. Bu arada katılımcıların ABD, Almanya, İngiltere, Pakistan, İsveç, Norveç, İran ve Türkiye’den olması kesinlik kazandı. Eylül ayında Malatya’ya gelen Hasan Gazi Öğütçü Malatya’da valilik ve üniversite ile görüşmelerini tamamladı ve basına bilgi verildi. 21 Eylül günü İnönü Üniversitesinden katılımcılara “yeterli sayıda bildiri özeti gelmediği” gerekçesiyle bilgi şöleninin ertelendiği bildirildi.
27 Eylül günü Ballıkaya’ya gelerek gelişmeler hakkında bilgi veren Öğütçü, üniversitenin tek başına karar verme yetkisi olmadığını, Malatya Kongre ve Kültür Merkezinin kiralandığını, konaklama yerlerinin de ayarlandığını, diğer gelişmeleri ve hazırlıkların tamamlandığını belirtti. Diğer yandan asıl gerekçenin “katılımcıların akademik düzeylerinin yüksek olmayışı” olduğu dile getirildi. 29 Eylül 2011, Perşembe, Kuluncak Bicir Köyü, Saat 13.00: Açılış yapıldı, katılımcılar kendilerini tanıttılar, müzik ev semah gösterileri yapıldı. 29 Eylül 2011, Cuma, Malatya Kongre ve Kültür Merkezi, Saat 09.30: 1. Uluslararası Şah İbrahim Veli Sempozyumunda 6 ülkeden katılımcılar 17 bildiri sundular. 
1 Ekim 2011, Cumartesi, Hekimhan Balıklaya köyü, Saat 13: Ballıkaya köyü, Karadirek Tekkesi tanıtımı yapıldı ve cem töreni gerçekleştirildi.
3 Ekim 2001 Pazartesi, Sonuç Bildirgesi: Hasan Gazi Öğütçü Malatya Gazeteciler Cemiyetinde Dr. Robert Langer ve Dr. Hasan Ali Khan ile birlikte sonuç bildirgesini basına duyurdu. 1. Uluslar arası Şah İbrahim Veli Sempozyumunun üç yıl içinde daha geniş katılımlı düzenleneceği belirtildi. 1. Uluslar arası Şah İbrahim Veli Sempozyuma katılan Almanya Heidelberg Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Robert Langer ve Pakistan uyruklu İngiltere Londra Üniversitesinden Dr. Hasan Ali Khan’la birlikte Malatya Gazeteciler Cemiyeti’nde basın toplantısı düzenleyen sempozyumun genel koordinatörü Hasan Gazi Öğütçü, bilgi şöleni çerçevesinde üç gün etkinlik düzenlendiğini söyledi. Sempozyuma 6 ülkeden katılımcıların yer aldığını ve 17 bildiri sunulduğunu söyleyen Öğütçü, Malatya’nın Kuluncak ilçesi Bicir köyünde Hekimhan ilçesinde de etkinlikler yapıldığını bildirdi. Hasan Öğütçü “Alevi Çalıştayı” ile ilgili bir soruyu yanıtlarken de “Yazı üzerinde kalan çalıştaydan memnun değiliz. Alevilerin hakları anayasal güvence altına alınmalıdır. Camiler gibi cem evleri de denk olmalı. Yeni anayasada bunlar göz önünde bulundurulmalıdır. Almanya Hedelberg Üniveristesi öğretim görevlisi Robert Langer ve Pakistan uyruklu İngiltere Londra Üniversitesinde Dr. Hasan Ali Khan da sempozyumun son derece yararlı geçtiğini dile getirdiler. Malatya basınında böyle yer alan sonuç bildirgesinde Şah İbrahim Ocağı Ballıkaya’nın adının geçmemesi dikkat çekti. Bilgi Şöleni Hakkında… Otuz yıla yakın bir süreden beri Balıklaya köyü ile ilgili derleme ve araştırma çalışmalarımı “Yenilenen Köy Balıklaya” adı altında topladım. Bu çalışmam ile Ballıkaya’yı Hekimhan ve Arguvan ilçeleri arasından alarak ülkemizde ve dünyada tanıtmayı amaçladım. Dolayısıyla bu etkinlikte de Ballıkaya köyünün ve Karadirek Tekkesinin tanıtımını yaptım. Üç günlük etkinlikler dizisi için düzenleyicilerin, katılımcıların ve izleyicilerin mutlaka kendilerine göre değerlendirmeler yaptıkları bir gerçek. Bana göre 1. Uluslararası Şah İbrahim Veli kültürel etkinliği Şah İbrahim, Şah İbrahim Veli Ocağı ve Ballıkaya için oldukça olumlu ve önemli bir etkinlikler dizisi oldu. Yeni dostluklar kurulması, yeni arkadaşlar edinilmesi ve yeni bilgiler edinmemiz açısından da yararlı oldu. Özellikle benim için ayrı bir önem taşıyor. Bu etkinlik hem amacıma ulaşmamda bir araç, hem de anlatımlara dayalı yıllardır süren derlemelerimin bir tür onaylanması oldu ve “söylenceden gerçeğe” olgusunun ortaya konulmasını gerçekleştirdi.
Gözlemlerim, izlenimlerim ve aldığım notlar ışığında bazı değerlendirmeleri sıralamak istiyorum.
* Şah İbrahim Velinin ve Şah İbrahim Veli Ocağının altı yüz yıl önce Anadolu Aleviliği yani Kızılbaşlığın temelini oluşturduğu ve yapılandırdığı ortaya konuldu.
* Anadolu Aleviliğinin yapılanmasında Şah Safi Buyruğu’nun öğreti temelini oluşturduğu; Şah Safi, Hace Ali, Şah İbrahim ve Şeyh Cüneyd dönemlerinin Kızılbaşlığın yapılandığı ve yayıldığı dönem olarak vurgulandı.
* Şah İbrahim Veli Ocağı, merkezi otorite ve Sünnilikle uzlaşan dönemin Hacı Bektaş Ocağına alternatif olarak değerlendirildi.
* Suriye’den Karadeniz’e, Malatya’dan Ege’ye kadar uzanan geniş alanda talipleri bulunan Şah İbrahim Veli’nin İran, Irak ve Suriye’de bulunan İbrahimiler ile Ehlihakların da piri olduğu; dolayısıyla bazı İran kaynaklarının “birinci elden” ilk kez kamuoyuna sunulduğu gerçeği ile karşılaştık.
* Bilgi, şöleninde sıkça vurgulanan “Tarihsel arka plan”da Anadolu Aleviliğini göz ardı edildiği, dolayısıyla Şah İbrahim Veli’nin kimliği ve kişiliği konusunun da göz ardı edildiği; aslında bunun çok önemli bir konu olduğu dile getirildi.
* “Ocak” kavramı, ocak sitemi ve ocaklar hakkında bilgiler verildi.
* Devletin ve iktidarın Aleviliğe bakış açısı ile ilgili çeşitli görüşler dile getirildi.
* Üç yıl sonra yine bir bilgi şöleni düzenlenmesi sonuç bildirgesinde yer aldı.
 
MALATYA HABER (www.malatyahaber.com/makale/soylenceden-gercege): 16 Ekim 2011, Pazar

Sempozyum kuşkusuz çok iyi bir çalışmaydı,Malatya kongre sarayındaki bölümünde üzüldüm,köylülerim ve şahibrahim veli ocağı taliplerinin ilgisizliğine,katılım çok azdı,bir dahakine yapılacak sempozyumda ağırlık,şahibrahimveli ocağı merkezi Mezirmede olmasını daha faydalı görüyorum.Saygılarımla

  • Merhaba,
    “Şah İbrahim Ocağındanız”, “Şah İbrahim’liyiz” diyen köylülerimizden toplam 5 kişi sempozyuma katıldı. Ben katılanlara teşekkür ediyorum. Katılmayan katılmaz. Ben bu sempozyumda oldukça bilgi edindim. Neredeyse tamamını tanıdığım İl Kültür ve Turizm Müdürlüğündeki arkadaşlarla bir gün boyu birlikte oldum. Dünyanın altı ülkesinden hiç yoksa otuz kişi kadar yeni tanıdığım oldu. İran’dan gelen müzisyen ekibi ile tanıştım.
    Sempozyumun bir dahası en az üç yıl sonra yapılabilir ve de öyle bir karar zaten alındı. Yazımın son cümlesinde bu var: “Üç yıl sonra yine bir bilgi şöleni düzenlenmesi sonuç bildirgesinde yer aldı.” O zaman hangi konular sunulabilir acaba? Bilemiyorum kim gelir konuşmacı olarak, nasıl getirilir?
    Köyde hep , “Burada olsun” dendi, acaba düzenlemeyi kim yapabilir? Bu işi yapabilecek bizim köylü olarak kimseyi bilmiyorum.
    Teşekkürler, iyi akşamlar…